menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türk Yüzyılı: Tarihten Geleceğe Uzanan Büyük Yürüyüş

15 0
tuesday

Bir milletin yüzyılı, yalnızca takvim yapraklarının değişmesiyle başlamaz. Bir yüzyıl; bir milletin kendisine, tarihine ve geleceğine yeniden inanmasıyla başlar.

Türkiye bugün, geçmişin mirası ile geleceğin imkânları arasında önemli bir eşikte bulunmaktadır. "Türk Yüzyılı" kavramı da bu açıdan yalnızca siyasi bir söylem olarak değil; Türkiye'nin kendi potansiyelini ortaya çıkarma, bölgesinde ve dünyada daha güçlü, daha bağımsız ve daha etkili bir ülke olma iradesinin ifadesi olarak değerlendirilmelidir.

Çünkü Türkiye'nin önünde sıradan bir gelecek yoktur.

BİR BÜYÜK BİRİKİMİN MİLLETİYİZ

Bu topraklar; devlet kurma tecrübesi, farklı medeniyetleri bir arada yaşatma kabiliyeti, güçlü tarih şuuru ve geniş bir coğrafyayla kurduğu sosyal, kültürel ve ekonomik bağlarıyla önemli bir birikime sahiptir.

Ancak geçmişle övünmek tek başına yeterli değildir.

Asıl mesele, geçmişin mirasını geleceğin gücüne dönüştürebilmektir.

Bağımsızlık yalnızca sınırları korumak değildir.

ÇOK YÖNLÜ BAĞIMSIZLIK 

Yüzyılda bağımsızlık kavramı artık yalnızca askerî anlam taşımıyor.

Enerjide bağımsızlık, teknolojide bağımsızlık, 

savunma sanayiinde güçlü olmak, 

gıda güvenliğini sağlamak, 

kendi yazılımını ve yüksek teknoloji ürünlerini geliştirmek,

nitelikli insan kaynağı yetiştirmek ve güçlü bir ekonomik yapı kurmak da millî bağımsızlığın parçalarıdır.

Bu nedenle Türk Yüzyılı'nın en önemli hedeflerinden biri, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu teknolojiyi yalnızca dışarıdan satın alan değil, üreten, geliştiren ve dünyaya ihraç eden bir ülke haline gelmesidir.

Bugünün dünyasında güçlü devletler yalnızca ordularıyla değil; üniversiteleriyle, bilim insanlarıyla, şirketleriyle, girişimcileriyle, sanatçılarıyla ve gençleriyle güç kazanmaktadır.

Türkiye'nin asıl büyük gücü de burada yatmaktadır.

Gençler Türk Yüzyılı'nın anahtarıdır

Bir ülkenin geleceğini binalar değil, insan yetiştirme kapasitesi belirler.

Türk Yüzyılı denildiğinde akla öncelikle gençler gelmelidir.

Çünkü gençlere kaliteli eğitim, bilimsel düşünce, meslekî beceri, teknoloji üretme imkânı ve özgürce girişimde bulunabilecekleri bir ortam sağlayamayan hiçbir ülkenin uzun vadeli başarı elde etmesi mümkün değildir.

Türkiye'nin gençleri........

© Habererk