CHP gerçeği budur
İYİ Parti, DEVA ve Gelecek Partisi’nden sekiz milletvekili CHP’ye geçti. CHP’ye geçerken hiç kimse “Milletvekilliğinden de istifa etsinler, milletin oyunu çaldılar; hırsızlar, ahlaksızlar, oy hırsızları” demedi. Ancak konu CHP’den istifa olunca bir linç kampanyası başlatılıyor. İstifa edenlere söylenmedik söz, yapılmadık hakaret bırakılmıyor. Bu açık bir çifte standarttır.
CHP idare zihniyetinde, Atatürk’ün vefatından itibaren düşmanlığa varan bir Atatürk, Türk ve İslamiyet karşıtlığı olduğunu düşünenler vardır.
CHP’nin rövanşist bir anlayış taşıdığı da sıkça dile getirilmektedir. Yarın “Ben ülkücüyüm” diyen kim olursa olsun, hangi partide bulunursa bulunsun, bu anlayışın baskısıyla karşılaşabilir. Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur.
CHP’nin 1938’den sonra Atatürk’ün çizgisinden uzaklaştığını düşünenler vardır. Ben de böyle düşünüyorum. Eğer Atatürk’ün partisi olarak devam etseydi, milletimiz onu baş tacı yapar ve 90 yıldır tek başına iktidar verirdi. Nitekim milletimizin zaman zaman baraj altı bıraktığı da olmuştur.
Bugünkü CHP yönetiminin Sosyalist Enternasyonal yapılarla ilişkisi olduğu ve bu yapının üyesi bulunduğu bilinmektedir.
Büyük Önder Atatürk’ün vefatından sonra paralardan ve devlet dairelerinden Atatürk ve bozkurt resimlerinin kaldırılması da tarihî bir tartışma konusudur.
CHP, 1944’te Türk milliyetçiliğini “ırkçılık” olarak yargıladı. Nihal Atsız ve Başbuğ Alparslan Türkeş ile birlikte onlarca Türkçü tabutluklarda işkence gördü, zindanlarda tutuldu.
SSCB’den Türkiye’ye sığınan 158 Türk’ün, CHP ve İsmet İnönü döneminde iade edildiği ve bu kişilerin kurşuna dizildiği iddiaları da tarihî tartışmalar arasındadır.
1946 seçimleri, “açık oy, gizli tasnif” uygulaması nedeniyle tartışmalı olarak tarihe geçmiştir.
Jandarmanın gölgesinde zorla oy kullandırıldığı ve millet iradesinin gasp edildiği yönünde eleştiriler yapılmıştır.
1939’dan sonra uçak, silah ve mühimmat fabrikalarının kapatıldığı ve dışarıdan daha pahalı alım yoluna gidildiği de dile getirilen eleştiriler arasındadır.
Kur’an öğreniminin yasaklandığı ve ezanın Türkçe okutulmasına dair kanun çıkarıldığı dönem de yine eleştirilmektedir.
Cumhuriyet dönemindeki ilk devalüasyon ve dış borçlanmanın da CHP döneminde yapıldığı ifade edilmektedir.
CHP’li İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş döneminde ülkücülere yönelik işkence ve iftiralar olduğu iddiaları da kamuoyunda uzun süre konuşulmuştur.
28 Şubat süreci ve 12 Eylül öncesinde ülkücü öğretmenlerin sürgün edilmesi de zulüm olarak değerlendirilmektedir.
CHP nin Güneş Motel sürecinde milletvekili transferleri yapıldığı ve transfer edilen 12 milletvekilini bakanlık görevine getirildiği bilinmektedir. Daha sonra hepsi yüce divanda yargılanmış ve hırsızlıktan suçlu bulunmuştur.
Adalet Bakanı Mehmet Moğultay’ın, “Adalet Bakanlığına 5.000 CHP’li aldım; elbette CHP’li alacağım, MHP’li mi alacaktım?” sözleri uzun süre kamuoyunda tartışılmıştır. Bu durum, adalet anlayışı bakımından eleştirilmiştir.
Ne yazık ki bazı CHP’li belediyelerde LGBT birimleri kurulması, LGBT yürüyüşlerine katılım sağlanması ve belediye binalarına LGBT bayrakları asılması da bazı kesimler tarafından Türk töresi ve İslam ahlakı açısından eleştirilmektedir. Bu sapıklıkları Kabul etmek mümkün değildir
CHP’den istifa eden belediye başkanları hırsızlıkla suçlanırken, “Bu kişileri siz aday gösterdiniz; bugüne kadar neden ihraç etmediniz? Sizden istifa edince mi hırsız oldular?” soruları yeterince sorulmamaktadır. İstifa edene kadar kahraman ilan edilen kişilerin, istifa sonrası suçlanması da çifte standart olarak değerlendirilmektedir.
Mezarda içki içme tartışmalarında ve başörtüsüne yönelik “bez parçası” ifadesinde, seccadeye çiğnemek olayında güçlü tepkiler verilmedigi gibi piskinliklere şahit olduk.
Kürtlere yönelik eyalet ve özerklik tartışmaları yapılırken, HDP’nin siyasi süreçlerdeki konumuna dair iddialar gündeme gelirken de ciddi tepkiler gösterilmediği ifade edilmektedir. TBMM kürsüsünden “HDP bu koltuklarda sayemizde oturuyor” sözleri söylendiğinde de sessizlik hâkimdi.
Ancak konu MHP olunca sert söylemler artmaktadır. Anadolu huzura kavuşsa, terör bitse, silahlar teslim edilse ve Suriye’deki terör yapılanmalarının önüne geçilse kötü mü olur? MHP’nin anayasanın ilk dört maddesi, Türklük tanımı, üniter yapı, Türkçe ve bayrağın kırmızı çizgi olduğunu vurguladığı bilinmektedir.
2023 ve 2024 seçimlerinde CHP’ye oy verip kendi partilerine oy vermeyen seçmenlerin varlığı da dikkat çekmektedir. Bu durum, bazı seçmen davranışlarının sorgulanmasına yol açmaktadır.
Meral Akşener, Muharrem İnce, Sinan Oğan, Gürsel Tekin, Berhan Şimşek, Özlem Çerçioğlu ve Mesut Özarslan gibi isimler de farklı süreçlerde eleştirilmiş ya da partileriyle yollarını ayırmıştır.
CHP yönetim anlayışının geçmişte Adnan Menderes, Necmettin Erbakan, Süleyman Demirel ve başbuğ Alparslan Türkeş gibi isimlere karşı sert siyasi tutumlar sergilediğine şahit olduk.
“Ordu göreve” sloganları atılan mitingler ve Gezi süreci gibi olaylar da siyasi tartışmaların bir parçası olmuştur. Geçmişte Menderes, Demirel, Özal ve Erbakan dönemlerinde yaşanan darbeler de Türkiye’nin demokrasi tarihinde derin izler bırakmıştır.
CHP’nin Atatürk’ten sonra birçok yanlış yaptığına inanan geniş bir kesim bulunmaktadır. Bende buna inanmış ve şahit olmuş biriyim. Kur’an kurslarının kapatılması gibi uygulamalar da bu eleştiriler ve gerçekler arasında yer almaktadır.
CHP diktatörlük, dayatmacı, baskıcı, hayat tarzı ve görüşlerini zorla kabul ettiren, milli şef anlayışında vücut bulmuş, demokrasi ve millet iradesine sahip olmayan, saygı duymayan, millet iradesini hileli seçimler, darbe ve muhtıralar ile yok etmiş, askeri ve bürokratik oligarşi ile millet iradesi ve demokrasiyi raflara kaldırmış, din ve vicdan hürriyetini yeşertmemış, İslam'a tavır koymuş, Türk milliyetçiliği ile çok ciddi problemleri olan, ülkücüleri ırkçı ve faşist gören, Turan ülküsüne karşı, İngiliz ve Batı hayranı, bir siyasi gelenektir. Tüm bunları yüz yıllık tarihinde sürekli görmekteyiz
Sonuç olarak farklı siyasi görüşler olabilir; ancak herkesin adaletli ve tutarlı olması gerekir. Bir partiyi eleştirirken başka bir partiye karşı çifte standart uygulamak doğru değildir. Hiç kimse, inandığı değerleri sorgulamadan herhangi bir siyasi yapının değirmenine su taşımamalıdır.
CHP bu kötülüklerden daha fazlasıdır.
