Yaslıada
İstanbul’un Adalar ilçesi 9 ada ve iki kayalıktan oluşur.
Bunlardan kıyıya en yakın olanı Yassıada’dır. Bir gün yolunuz düşer de Fenerbahçe sahilinden Marmara’ya bakarsanız denizle gökyüzünün birleştiği ufuk çizgisinde düz ve basık bir siluet halinde uzandığını görürsünüz.
Coğrafi yapısındaki basıklıktan dolayı Yassıada olarak adlandırılsa da, halk arasında “Yaslı ada” olarak bilinir. Bu tanımlanmanın sebebi, birçok hüzünlü olaya ev sahipliği yapmasıdır.
18 hektarlık bu küçücük ada ile ilgili yazılanlar, Doğu Roma dönemine kadar uzanır. Adanın gözden düşen prens veya asilzâdeler için sürgün yeri olduğuna dair çok sayıda kayıt vardır.
Sekizinci Yüzyılın ortalarında adaya küçük bir manastır inşa edilir. Manastırın yapımı da sürgün amaçlıdır. İmparator Theofilos, kendine muhalif gördüğü Patrik İgnatios’u buraya kapatır. Manastırın altındaki dehlizleri uzun yıllar zindan olarak kullanır.
Ada iki defa istilaya uğrayıp yağmalanır. Bunlardan ilki 12. Yüzyılda Latinler tarafından, ikincisi 15. Yüzyılda Ruslar tarafından yapılır.
Fetihle birlikte başlayan Osmanlı dönemi, diğer İstanbul adaları gibi Yassıada için da sükûnet yılları oldu. Küçüklüğü, şehir merkezinden uzaklığı ve sert rüzgârları nedeniyle yerleşime açılmadı. Bu durum, 19. Yüzyıl ortalarına kadar sürdü. 1859 yılında İngiltere’nin İstanbul Konsolosu Sir Henry Bulwer, Sultan Abdülmecit’in özel izniyle adayı satın aldı. Limon bahçeleri ve üzüm bağları yaptı. Şatoya benzeyen büyükçe bir köşk inşa etti.
Ne var ki beklediğini bulamadı. Yakın çevresine yaz aylarının bitmesiyle birlikte bastıran yalnızlık hissiyle başa çıkamadığını söyledi. Gazetelere ilan vererek satılığa çıkardı. Adayı Kavalalı Mehmet Ali Paşanın oğlu Mısır Hidivi İsmail Paşa satın aldı ancak hiçbir zaman buraya ayak basmadı.
Adanın mülkiyeti yüzyıla yakın süreyle İsmail Paşanın varislerinde kaldı. 1947 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından satın alınarak eğitim üssü haline getirildi.
Bu tarihten onüç yıl sonra Türkiye’nin de kaderini derinden sarsacak meşum bir hadise yaşandı.
1960 yılının 27 Mayıs’ında askeri darbe oldu.
Silahlı Kuvvetler içinde yapılanan ve kendilerine Milli Birlik Komitesi adını veren cunta yönetime el koydu. Meclisi ve anayasayı feshedip, siyasi faaliyetleri askıya aldı. Ardından Demokrat Partililere yönelik sürek avı başlattı.
Cumhurbaşkanından Meclis Başkanına, Başbakandan Bakanlar Kuruluna, genelkurmay başkanından milletvekilleri ve bazı kamu yöneticilerine kadar........
