menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Lakabı “beton” olanlardan başka ne beklenir?

38 2
26.01.2026

1950'li yıllara kadar İstanbul, yaklaşık 1.5 milyon nüfuslu bir kentti.

Mavi suları, yeşil ağaçları, tarihi binaları ve Erguvan çiçekleriyle insanı kendine hayran bırakıyordu.

1950'lerden sonra Türkiye'nin toplumsal-ekonomik yapısında meydana gelen değişimle birlikte başlayan büyük nüfus akımını kaldıramadı.

1973 yılında çıkartılan kanunla, birçok ormanlık alan imara açıldı.

1985 tarihli “İmar yasası” ile kadim kent resmen vahşi bir talana maruz bırakıldı.

Dönemin İBB Başkanı Bedrettin Dalan yönetiminde başlayan bu betonlaşma süreci, CHP’nin yavrusu SHP’nin göreve gelmesiyle daha da hızlandı.

Başta Boğaziçi öngörünü olmak üzere her tarafta kaçak yapılar yükseldi.

Bu süreçte “İstanbul Boğazı” adeta “Beton Boğazı” haline geldi.

Yükselen gökdelenler, her geçen gün sayısı artan kaçak yapılar, daracık ve karanlık sokaklar yüzünden kadim kent, uçsuz bucaksız bir “bina ormanı” oldu.

Bu kaçak yapılaşma, 1994 yılına kadar sürdü.

Tayyip Erdoğan’ın “İBB Başkanı” seçilmesiyle, kaçak yapılaşmaya karşı ciddi bir mücadele başladı.

Koltuğa oturur oturmaz “kaçak yapılaşmanın engellenmesi” için seferberlik başlatan Erdoğan;

“Boğaz öngörünümü başta olmak üzere bütün İstanbul’da gecekondu ve kaçak yapılaşmaya neden olan kişiler, eğer gerçekten engellenmek isteniyorsa, buyurun gelin bir kanun çıkartalım. Bu öyle bir kanun olmalı ki kaçak yapılaşmaya sebep olanları hapse atalım. Bu kişileri her türlü seçme ve seçilme hakkından mahrum edelim. Kamu hizmetlerinden faydalanmasını yasak edelim ki, caydırıcılık olsun.” teklifini getirdi.

Ancak bu teklife diğer partiler sıcak bakmadı.

Buna rağmen........

© Haber7