menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ramazan Hoca!

84 0
07.04.2026

Şu anda, yani yazımı yazmakta olduğum şu dakikalarda Manisa Turgutlu’dan Ankara’ya dönüyorum.

Ramazan Hoca olayını biliyor musunuz?

Hani, 5816’dan hapse atılan Ramazan Hoca.

Tam 37 yıllık öğretmen.

Bir kumpası hep birlikte çökerttik Allah’ın izniyle.

Bu konuda yazmam gereken o kadar çok şey var ki…

Şu kadarını söyleyeyim, Rabbim bütün menfaatçilerin, din istismarcılarının, Atatürk istismarcılarının belâsını versin.

Devam edeceğiz İnşallah.

Şimdi beraat kararının mutluluğunu ve hesap sorma imkânını ele geçirmiş olmanın hırsını yaşıyorum.

Kalbimi biraz arındırmam lazım, zira çok mutlu ve de kumpasçılara çok kızgınım!

Nüfus artış hızının çakılması büyük tehlike.

Sayın Cumhurbaşkanı sürekli olarak uyarıyor.

“Bu gidişi mutlaka durdurmalıyız. Nüfusumuzun yaşlanmasına engel olmalıyız. Nüfus artış hızının çakılması varoluşsal tehdittir!” diyor özetle.

Gençler evlenmek istemiyor.

Dünya evine girmeyi geciktirdikçe geciktiriyor.

Sayın Cumhurbaşkanı bu durumu da üzüntüyle karşıladığını ifade ediyor.

Bir de boşanmalar artıyor, bu da büyük sıkıntı.

Dert bir değil ki, elvan elvan.

Yalnız yaşayanların sayısı da hızla artıyor.

Tam manasıyla beka meselesi.

Varoluşsal tehdit ya da yok oluşsal tehdit.

Sayın Cumhurbaşkanı yıllar yılı “En az 3 çocuk” çağrısında bulundu ama

bugünkü tablo bu çağrının sonuç vermediğini ortaya koyuyor.

Milletin ve Devlet’in Reisi sürekli olarak şikayet etse, uyarıda bulunsa da…

Yerli ve milli medya etiketli medya pek de oralı olmuyor.

Ailenin dibine dinamit niteliğindeki programlara tam gaz devam ediyor, bazı televizyon kanalları.

Sayın Cumhurbaşkanı dünyanın yükünü taşıyor sırtında, bir de televizyonları mı takip etsin?

Bu konuları takip edenler yok mu?

Var olmalı ama yok gibi…

MANEVİ VATAN’ın zemini sürekli olarak kayıyor, kaydırılıyor.

Aileyi yaşat ki devlet yaşasın.

Maalesef AİLE’nin de zemini kayıyor.

Evlenmeleri biraz olsun artırabilecek olan  “Süresiz Nafaka Haksızlığına Son” düzenlemesi de bir türlü yargı paketlerine girmiyor, giremiyor.

Kimler engel oluyorsa, nasıl oluyorsa…

Defalarca söz verilmiş olmasına rağmen, süresiz nafaka haksızlığı, adaletsizliği, zulmü devam ediyor.

Bir de üstüne “kadın istihdamını arttırma” projeleri geliyor.

Biz “Kadınlarımız bazı alanlarda mutlaka çalışmalı ama çalışan kadın sayısını arttırdıkça arttırmak gibi bir hedef de olmamalı!” diyoruz…

Milyonlar böyle diyor ama çalışan kadın sayısını arttırma çabası devam ediyor.

Ev hanımlarının sayısı azalmalı, çalışan kadınların sayısı azalmalı!

Kadınların ayakları üzerinde durabilmesi için.

Birçok hanımefendi sabahın köründe otobüslere doluşuyor.

Balık istifi yolculukla işine ulaşmaya çalışıyor.

Sabahın köründe çıktığı yolculuk yerine göre 2-3 saati bulabiliyor.

Bir de dönüş yolu, ömür yollarda geçiyor.

Bunların büyük bir bölümü de asgari ücretle çalışıyor.

Kazandıkları da yola, giyime, çocuk bakıcısına, temizlikçiye gidiyor.

Temizlikçilerin,. Bakıcıların çoğu da kadın haliyle.

Bazı kadınlar çalışsın diye bazı kadınlar da onlara yardım ediyor, ücreti mukabili.

Kadın kariyer mi yapıyor?

Bir kısmı öyle, ama çoğu maalesef yollarda sürünüyor, iş yerlerinde mobinge uğruyor.

Çalışan kadın oranlarının yüksek olduğu illere bakıyoruz, boşanma oranları çok fazla…

Kadın başına düşen çocuk sayısı da çok düşük.

Kimileri “ev hanımlarına” burun kıvırarak bakıyor ama…

Onların çoğu çalışanların çoğundan çok daha mutlu, huzurlu.

Anneliklerini yaşıyorlar.

Okumaya, öğrenmeye, kendilerini geliştirmeye da çok daha fazla vakit buluyorlar.

Ben, ev hanımlığının teşvik edilmesinden yanayım.

Ev hanımlığının küçümsenmesine ise sonuna kadar karşıyım.

Bu konudaki fikirlerinizi ve tekliflerinizi lütfen aşağıdaki yorumlar bölümüne yazınız.

Hepsini okuyacağım ve bir sonraki yazımda kısmetse sizden gelenleri değerlendireceğim.   


© Haber7