İran’ı parçalama provası
İran’da şahit olduğumuz halk ayaklanmalarını sadece "ekmek zammı" ya da "özgürlük talebi" ile mi izah etmeliyiz? Yoksa yaşananlar, küresel hegemonyanın Ortadoğu hesabındaki denklemin bir parçası mı?
Tahran sokakları günlerce yandı. İran’ın para birimi tarihinin en dip noktasına indi. 1979’daki Humeyni devriminden bu yana rejim, ilk kez bu kadar derin bir meşruiyet kriziyle baş başa. Ancak asıl tehlike sokaktaki öfkeyi "bölgesel bir ameliyat masasına" dönüştürmek isteyen küresel cerrahların elinde gizli.
Bugün İran sahasındaki fotoğrafı, duygusal tepkilerden arındırıp "devlet ciddiyetinin" merceğiyle okumak zorundayız.
"Vekil Unsurlar" Stratejisi Çöktü
İran rejimi bugün yaşadığı sıkışmışlığı büyük oranda kendi elleriyle ördü. Yıllarca "Devrim İhracı" hayaliyle, ülkenin kaynaklarını Suriye’ye, Yemen’e, Lübnan’a, Irak’a ve hatta Afrika ülkelerine akıttılar. Türkiye’de “İrancılık” diye bir akım beslendi, fonlandı. Komşusu Azerbaycan’a bile "dini görevli" kılıfı altında gönderilen Ahundlar (Mollalar) ve Ermenistan politikaları, ciddi bir milli güvenlik sorunu oluşturdu. Şia yayılmacılığına devasa kaynaklar aktarıldı. Tahran, milli coğrafyasının savunma hattını, sınırlarının ötesindeki "vekil unsurlar" üzerinden kurgulamak istedi. Oysa milli güç unsurlarının savunamadığı bir ülkeyi, vekil güç unsurlarının savunacağını düşünmek büyük bir stratejik hata.
Böylece Tahran’daki genç işsizlikten kırılırken, İsfahan’daki esnaf kepenk kapatırken; İran’ın petrol gelirleri Şam’daki, Beyrut’taki yapılara gitti. Sonuç? Suriye’de Esed rejimi çöktü. Hizbullah, İsrail karşısında ağır darbe aldı. "Direniş Ekseni" dedikleri hat kırıldı. Dışarıdaki "stratejik derinlik" çökerken, içerideki "ekonomik kırılganlık" da eşzamanlı olarak patladı. Rejimin,........
