menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Trump ve fırtına öncesi sessizlik söylemi neyi ifade ediyor?

25 0
21.05.2026

ABD Başkanı Donalt Trump’ın dış politika dili, mesajları genel olarak aşkın bir şiddet içeriyor. Trump dış politika söz konusu olunca tehdit ve şantaj ihtiva etmeyen bir cümle kurmuyor. Mutlaka çok üstenci bir yaklaşımı benimsiyor…

Nitekim ABD, İsrail – İran savaşı başladığından beri de İran’a yönelik mesajlarının şiddeti her seferinde büyük ve dünyayı değiştirecek gelişmelerin habercisi gibi düşünülüyor, beklentiler ve tedirginlikleri tetikliyor…

Donald Trump’ın son yaptığı yapay zeka görseline iliştirilmiş İran’a yönelik yeni tehditleri içeren “fırtına öncesi sessizlik” ifadesi de ateşkes sürerken yeni büyük savaş beklentilerini de uyandırdı…

Trump’ın ağzından çıkan bu türden ifadeler ilk bakışta çarpıcı siyasi sloganlar ya da medyaya dönük dramatik bir çıkışlar gibi algılanabilir. Ancak uluslararası ilişkiler teorisi açısından değerlendirildiğinde, bu tür ifadeler çoğu zaman tesadüfi değildir; belirli bir stratejik mantığın parçasıdır.

Özellikle Trump gibi dış politikayı kurumsal diplomasi kadar kişisel liderlik performansı üzerinden de yürüten bir aktör söz konusu olduğunda kullandığı metaforlar retorikten çıkıyor, kriz yönetiminin bir aracına dönüşüyor.

Bu nedenle söz konusu açıklamayı anlamak için uluslararası ilişkiler literatüründe yer alan zorlayıcı diplomasi, caydırıcılık ve uçurum siyaseti gibi kavramsal çerçevelere bakmak gerekiyor.

Trump’ın siyaset yapma tarzı ABD başkanları arasında oldukça ayırt edici bir örnek oluşturuyor. Geleneksel Amerikan dış politikası çoğunlukla kurumsal akıl, bürokratik süreçler ve öngörülebilir diplomatik söylem üzerine inşa edilirken Trump bu yapıyı kişiselleştirdi.

Trump yaklaşımında devletlerarası ilişkiler, çoğu zaman normatif düzen arayışı veya uzun vadeli istikrar stratejisinden ziyade güçlü tarafın karşı tarafa üstünlük kurduğu yüksek riskli bir pazarlık alanı olarak belirginleşiyor.

Bu nedenle dış politika dili de klasik diplomatik ifadelerden farklı olarak, belirsizlik, psikolojik baskı ve dramatizasyon içeriyor.

Trump’ın daha önce kullandığı “ateş ve öfke”, “en yüksek düzeyde baskı” ya da şimdi yeniden gündeme gelen “fırtına öncesi sessizlik” gibi ifadeler, bu yaklaşımın tezahürüdür. Burada amaç karşı tarafın tehdit algısını yükselterek........

© Haber7