Bayram geldi hoş geldi...
Bir mübarek Ramazan-ı şerifi daha idrak ettik, elhamdülillah sonuna geldik. Bayrama erişiyoruz. Kutlu olsun, iyiliklere, güzelliklere, huzura, barışa, ebedi kurtuluşa vesile ve vasıta olsun…
Modern toplumların en dikkat çekici paradokslarından biri, maddi ilerleme ile toplumsal çözülmenin aynı anda yaşanmasıdır. Teknolojik gelişmeler, ekonomik büyüme ve kentleşme çoğu zaman insanlığın ilerleyişinin doğal göstergeleri olarak sunulmaktadır. Ancak bu ilerleme anlatısının arka planında daha az konuşulan fakat çok daha derin bir dönüşüm gerçekleşmektedir. Toplumsal bağların zayıflaması, ortak anlam dünyalarının daralması ve insanın insana karşı taşıdığı ahlaki sorumluluk bilincinin aşınması, modern hayatın görünmeyen fakat en güçlü etkilerinden biri hâline gelmiştir.
Bu dönüşüm özellikle geleneksel toplumsal ritüellerin icra ve ifasında belirginleşmektedir. Bayramlar, dini bir ibadet ifası ve toplumun kendisini yeniden kurduğu, kuşakların birbirine bağlandığı ve dayanışma duygusunun tazelendiği günler olmuştur.
Bu günler, bireysel ibadetlerin de, toplumsal hafızanın ve ahlaki sorumluluğun da yeniden hatırlandığı zamanlardır. Ancak modern kent hayatının hızlanan ritmi içinde bayramın bu kurucu anlamı giderek zayıflamakta, birçok insan için bayram giderek daha çok bireysel bir tatil zamanına dönüşmektedir. Aile ziyaretlerinin seyrekleşmesi, komşuluk ilişkilerinin zayıflaması ve bayramlaşma pratiklerinin sembolik düzeyde kalması, aslında daha geniş bir toplumsal dönüşümün göstergeleridir.
Günümüz toplumları, niceliksel büyümeyi ilerleme ile eşitleyen bir zihinsel çerçevenin içinde düşünmektedir. Daha kalabalık şehirler, daha yoğun tüketim, daha hızlı dolaşım ve daha geniş betonlaşma kalkınmanın işaretleri olarak görülmektedir. Oysa bu görünürdeki büyümenin arka planında toplumsal dokuyu zayıflatan, insanı köksüzleştiren ve kamusal hayatı kırılganlaştıran bir çözülme süreci işlemektedir.
Geleneksel dayanışma ağlarının yerini geçici ve yüzeysel ilişkiler almakta; komşuluk, mahalle ve aidiyet gibi değerler toplumsal hayatın merkezinden uzaklaşmaktadır. Böylece insanlar fiziksel olarak birbirine her zamankinden daha yakın yaşarken sosyal olarak her zamankinden daha........
