menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gazze: Sessizliğin Suça Dönüştüğü Yer; Unutmayacağız, Unutturmayacağız

9 0
01.08.2026

Gazze adaletsiz bir dünyanın en ağır tanığıdır, acının sıradanlaştığı yerdir. Sadece bir coğrafya değildir artık tarihin utanarak anacağı yerdir Gazze. Sadece bombaların değil, vicdanların da tükendiği yerdir. Suskunluğun bir suç olduğunu bile bile dünyanın susmayı seçtiği, kelimelerin anlamsızlaştığı, sessizliğin katile ortak olduğu yerdir Gazze.

Orada acı artık acı değil, sayıya dönüşmüştür. Ölenlerin acısı, enkaz manzarası sıradanlaşmıştır. Ve belki de en acı durum buna alışmak. Kanın rengine, enkazın tozuna, yokluğun acısına alışmak. Yaklaşık üç yıldır devam eden tahribatın sadece binaları yıktığını görüyoruz; oysa asıl enkaz, gözle görülmeyen yerde yüreklerde ve kaybolan insanlığımızda.

Abluka maalesef devam ediyor. İnsani yardımlar kapıda beklerken, içeride halk; ekmeğe, suya, ilaca hayatın en temel ihtiyaçlarına ulaşamıyor. Çocuklar enkaz altında büyüyor, yaşlılar soğukta can veriyor, hastalar ilaçsız kalıyor, yaralılar ameliyatsız bekliyor. Ateşkes kâğıt üzerinde kalıyor; katliamsa toprak üzerinde sürüyor. Gazze her sabah biraz daha can çekişiyor, her gece biraz daha yalnız ve korku ile uyuyor. Günden güne ağırlaşan yaşam şartları, bu halkın direncini kıramamış; tam aksine, yıkılmaz bir irade ve tarihin hiçbir sayfasında eşi görülmemiş bir sabır doğurmuştur.

Dünya ise İran gerilimi, NATO zirvesi, vs. kendi gündemleriyle meşgul. Sanki bu gürültü tesadüf değil, sanki Gazze'nin üstü örtülsün diye birileri bu sesleri yükseltiyor. Gazze, gücün karşısında insanlığın nasıl eğildiğini, vicdanın nasıl ertelendiğini, sessizliğin nasıl bir suça dönüştüğünü tarihe not düşüyor.

Gazze'de ateşkes sağlanması, İsrail'in duracağı anlamına gelmez. Bunu bilmek için müneccim olmaya da gerek yoktur. Tarihe bakıldığında görülür ki Siyonist saldırganlık hiçbir zaman tek bir coğrafyayla sınırlı kalmamıştır. Gazze'nin kanı kurumadan İran'a saldırılar düzenlendi, Lübnan yerle bir edildi, Yemen bombalandı, Suriye'nin güneyi işgal edildi. Türkiye'ye yönelik sözlü tehditler ise bu coğrafyada kimin hedef alınabileceğinin bir işareti olarak okunmalıdır. Mesele yalnızca bir halkın hayatta kalma mücadelesi değildir artık. Fırsat buldukça toprak gasbeden, sınırlarını her seferinde biraz daha genişleten zihniyettir. Bölgedeki her ülke için, her millet için somut bir tehdit olmaya devam etmektedir. Bu nedenle barış haberlerinin yarattığı rahatlama yanıltıcıdır. Asıl gereken; uyanıklık, teyakkuz ve bölge halklarının ortak bir bilinçle hareket etmesidir. Zira tarihin bize gösterdiği şudur: Maalesef saldırganlık,........

© Haber7