menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cemaatlerin Bugünkü Açmazları Temsil Krizi, Sapma ve İstismar (Bölüm 3)

42 0
05.09.2026

Yeterli dinî bilgiden yoksun olan bireyler, karşılaştıkları dinî yapıları ve grupları değerlendirebilecek bir ölçütten de yoksundur. Bu bilgi ve ölçüt eksikliği, istismarcı yapıların söz konusu bireyleri kolaylıkla etkilemesine ve manipüle etmesine zemin hazırlamaktadır. Sahih bilgi yerine kulaktan dolma bilgilerin yayılması, kurumsal ve açık dinî rehberlik zayıflayınca bazı çevrelerde hurafe, yanlış yorum veya ehliyetsiz kişilerin öne çıkmasına neden olmuştur.

Bu noktada asıl sorun, istismarcı yapıların kendiliğinden ortaya çıkması değil; onları besleyen koşulların bizzat üretilmiş olmasıdır. Dolayısıyla meseleye yalnızca bu yapılarla mücadele eden bir güvenlik sorunu olarak değil, aynı zamanda dinî bilginin ve kurumsal rehberliğin yeniden inşasını gerektiren yapısal bir sorun olarak bakmak gerekmektedir.

Bu süreçte en büyük zararı, samimi dindarlar ve dinin bizzat kendisi görmektedir. İnsanlar çoğu zaman dini, onu temsil ettiği iddia edilen kişi ve yapılarla özdeşleştirmektedir. Oysa din ile din anlayışı; İslam ile Müslümanın tutumu birbirinden ayrı şeylerdir. Bir temsilcinin zafiyeti, temsil ettiği hakikati zedelemez ancak zihinlerde bu ayrım her zaman net biçimde kurulamamaktadır. Dolayısıyla yaşanan her istismar, her çöküş ve her hayal kırıklığı, yalnızca o yapıya değil dine duyulan güvene de bir darbe olarak yansımaktadır. Bu da belki de en ağır bedeldir: Hakikatin, onu layıkıyla taşıyamayanlar yüzünden sorgulanır hale gelmesidir.

Bugün muhafazakâr aile çocuklarının bile bu tür yapılanmalardan uzak durması, geçmişte yaşanan acı istismarların toplumsal bellekte ne denli derin izler bıraktığının bir göstergesi değil mi?

Bugün Müslümanların ve dini grup liderlerinin belki de en derin yarası, inandıkları davayı layıkıyla temsil edememeleridir. Sorun, inanç eksikliği değildir; inancı içselleştirme, yaşama ve çevreye yansıtma zafiyetidir. Söylem ile eylem arasındaki bu derin uçurum, hem bireyin iç dünyasında hem de toplumun gözündeki güven ve itibar kaybında ağır sonuçlar doğurmaktadır. Örneklik, dini liderliğin belki de en kritik boyutudur; zira........

© Haber7