menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sağlık Çalışanları Tarihi Kararı Bekliyor: Hakkari’den Anayasa Mahkemesi’ne Uzanan Anayasal İtiraz

6 0
17.09.2026

Sağlık Çalışanlarının "Eş Durumu" Kıskacı Kırılacak mı? Anayasa Mahkemesi (AYM)’nin 663 sayılı KHK 45/A-3 hükmünü iptal etmesi halinde binlerce sözleşmeli sağlık personelinin aile birliği tayininin önü açılacak

Hakkari’den Anayasa Mahkemesi (AYM) ‘ne Uzanan Anayasal İtiraz

663 sayılı KHK 45/A-3 hükmüne göre, sözleşmeli sağlık personelinin bulunduğu ilde bir yıl görev yapması ve vizeli pozisyon bulunması durumunda; eşlerin her ikisinin de Bakanlık ve bağlı kuruluşlarında sözleşmeli veya eşlerden birinin sözleşmeli, diğerinin Bakanlık ve bağlı kuruluşlarında ya da diğer bir kamu kurum veya kuruluşunda kadrolu statüde istihdam ediliyor olması halinde, hizmet ihtiyacının daha fazla olduğu yere atama yapılabiliyor.

Hakkari 2. İdare Mahkemesi  eşin "kadrolu statüde" istihdam edilmesi şartının sözleşmeli sağlık personeli aleyhine eşitsizlik yarattığı gerekçesiyle AYM'ye başvurdu. Başvuru kararında, devletin aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı bağlamındaki negatif ve pozitif yükümlülüklerine vurgu yaptı. Dava konusu düzenlemenin, sağlık personelinin aile birliği mazeretine dayalı atama hakkını yalnızca eşin kadrolu istihdam edilmesi şartına bağladığı, eşi sözleşmeli statüde çalışan personeli ise kapsam dışı bıraktığı belirtildi. Statüler arasındaki bu ayrım nedeniyle, eşleri kamuda sözleşmeli olarak görev yapan sağlık personelinin nakil hakkından mahrum bırakılmasının, aile hayatına saygı hakkının ihlali niteliğinde olduğu ileri sürüldü.

Anayasa Mahkemesi, 25.06.2026 tarihli Genel Kurul toplantısında Hakkari 2. İdare Mahkemesi'nin başvurusunun ilk incelemesini yapıp esastan inceleme kararı aldı. Yüksek Mahkemenin, yakın tarihte nihai kararını vermesi beklenmektedir. Bu nedenle sağlık çalışanlarının ve kamuoyunun gözü, yakın zamanda verilecek nihai karara çevrildi.

Anayasa Mahkemesi İçtihatlarında "Aile Hayatına Saygı Hakkı" ve Devletin Yükümlülükleri

663 sayılı KHK 45/A-3 hükmü, sözleşmeli sağlık personelinin eş durumu mazeretiyle nakil isteyebilmesini "eşinin başka bir kamu kurum veya kuruluşunda kadrolu statüde istihdam edilmesi" şartına bağlamıştır. Eşinizin yanına gidebilmeniz için eşinizin mutlaka kadrolu memur olması gerekiyor. Kamuoyunda 3 1 modeli olarak bilinen sistem, ne yazık ki binlerce sağlıkçıyı bir aile dramının içine sürüklüyor. Oysa Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir." denilerek aile hayatı dokunulmaz bir güvenceye bağlanmıştır. Ayrıca Anayasa’nın 41. maddesine göre, "Aile, Türk toplumunun temelidir... Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması... için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar."

Anayasa Mahkemesi'nin emsal kararlarında istikrarlı bir şekilde vurguladığı üzere, bu iki anayasal hüküm birbirini tamamlayan ve devlete iki boyutlu sorumluluk yükleyen dinamik bir hak şemsiyesidir:

İdari makamlar, aile yaşamlarına, meşru ve demokratik toplum düzeninde gerekli olmayan, müdahalelerde bulunamaz. Bilakis Devletin, bireylerin aile hayatının etkili bir şekilde korunmasını ve aile üyelerinin bir arada yaşayabilmesini sağlamak amacıyla gerekli yasal, idari, ve mali mekanizmaları kurma yükümlülüğü bulunmaktadır.

"Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı... hakkın etkili bir şekilde korunması ve saygı gösterilmesi amacıyla yasal, idari ve pratik tedbirlerin alınmasını zorunlu kılan pozitif bir yükümlülüğü de devlete yüklemektedir. Bu pozitif yükümlülük, bireylerin aile hayatını serbestçe yaşayabilmesi ve aile bağlarının kopmaması adına idari ve yasal mekanizmaların esnek ve koruyucu nitelikte tasarlanmasını gerektirir."

Yüksek Mahkemeye göre idare, kesintisiz ve hayati öneme sahip sağlık hizmetlerinin ülkenin her yerinde etkin yürütülmesi adına personel planlaması yapma ve istihdam politikaları belirleme konusunda geniş bir takdir marjına sahiptir. Ancak idareye tanınan takdir yetkisi hiçbir zaman anayasal hakların özünü zedeleyecek katılıkta işletilemez.

"İdarenin kamu hizmetlerinin etkin, kesintisiz ve verimli yürütülmesini sağlamak amacıyla personel istihdamı, atama ve nakil işlemleri konusunda geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu kuşkusuzdur. Ancak bu takdir yetkisi sınırsız olmayıp, anayasal hakların özüne dokunacak veya onları işlevsiz kılacak bir katılıkta uygulanamaz. Devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında, 'kamu hizmetinin gereklilikleri' ile........

© Haber7