Türkiye–Pakistan hattı, İslam dünyası NATO’su için başlangıç olabilir mi?
Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişki klasik ittifak kalıplarıyla açıklanamaz. Pakistan bizim kötü gün dostumuz. Aramızdaki bağ, dönemsel çıkar hesaplarının ötesinde, tarihsel ve zihinsel bir yakınlığa dayanıyor: Stratejik eşik ortaklığı. Yani kriz anlarında test edilen, risk paylaşıldıkça derinleşen ve geri dönüşü zor bir bağ. Türkiye–Pakistan hattını anlamayan analizlerin büyük kısmı bu yüzden ya yüzeysel ya da bilinçli-kasıtlı biçimde eksik.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik, güya önleyici saldırı stratejileri, müzakereler üzerinden, Pakistan'ı dünya kamuoyunda daha görünür yaptı. Tabii nükleer gücünü de. Bu kapasite, ulusal güvenliğin bir unsuru olmanın yanı sıra İslam dünyası için (potansiyel) bir “güvenlik şemsiyesi” olarak da değerlendiriliyor. Saldırgan bir doktrin değil; caydırıcılığa dayalı bir denge arayışı bağlamında.
Pakistan’ın bu rolü, Türkiye ile kurduğu derin ilişkilerle birleştiğinde, ortaya bir ittifaktan fazlası çıkıyor: Çekirdek bir güvenlik mimarisi. Peki, bu çekirdek genişleyebilir mi? Haber7’nin “Sünni ittifakında diplomatik engel!” başlığıyla verdiği çerçeve, aslında tartışmanın en zayıf halkasını adresliyor.
Her şeyden önce “Sünni ittifak”........
