menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sorumluluk zincirinde “Devlet Baba” en başta değil!

22 1
27.12.2025

Rahmetli Prof. Dr. Sabahattin Zaim, ilim dünyasına dahil olmadan evvel kaymakamlık yapmıştı. Kahta’daki kaymakamlık zamanlarıyla ilgili şöyle bir halden bahsediyor:

“Kapımız her zaman açık, penceremizde perde yok. Bir gün adamın biri, yanıma geldi, ‘bana ver’ dedi. ‘Nereye geldiğini biliyor musun?’ dedim. ‘Biliyorum, biliyorum Kaymakam Bey’ dedi. ‘Sen babamızsın, param bitti, gaz alacağım sana geldim.’ Bu bana çok tesir etti.”

Bu ve benzer haller, toplumumuzdaki “devlet baba” algısının tam karşılığı. Samimi Anadolu insanı için gayet saf ve makul bir talep. Bu algının hukuktaki karşılığına da “sosyal devlet” diyebiliriz.

“Sosyal devlet” derken, devletin sosyal alandaki farklı biçimlerdeki varlığından ve ihtiyaçları gidermesinden bahsetmiş oluyoruz. Sosyal devletin varlığı da önemli ve gerekli. Bununla birlikte, özellikle seçim dönemlerinde daha fazla görünür/belirgin olacak şekilde, sadece temel ihtiyaçları değil hemen her şeyi devletten beklemek/istemek moda. Devlet, “kimsesizlerin kimsesi” yani babası olmanın ötesine geçmiş, refah/gelir söz konusu olduğunda “herkesin her türlü isteklerinin babası” bir konuma oturtulmuş durumda.

Peki refah/gelir bağlamında olması gereken nedir ya da bu hususta özelde devletin konumu nedir?

Refah veya gelir temini, sadece devletten beklenebilecek bir görev alanı değil; bir “sorumluluk zinciri” içinde zaman ve zemine göre aktörler ve roller var. Bu nedenle refah, otomatik garanti değil aslında; her aktör kendi basamağında/zemininde sorumluluk üstlenmek durumunda.

Sorumluluk zincirinin ilk basamağı, kişinin bizzat kendisi. Kendi geçimini sağlamak ve refahtan nasiplenmek, sadece bir hak değil, aynı zamanda en temel sorumluluk. Şu veya bu gerekçe ile yoksul olsa bile kişi çalışmak için çaba göstermeli. Zira........

© Haber7