Ramazan’da helâl lokma bilinci ile kapitalist düzene direnmek
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın “Dünya Eşitsizlik Raporu 2026” basit bir şey söylüyor: Dünya adaletsiz, çünkü öyle “tercih ediliyor”.
Bugün küresel gelirin yarısından fazlası nüfusun sadece yüzde 10’una gidiyor. Dünya nüfusunun yarısı ise küresel gelirin sadece yüzde 8’iyle hayatta kalmaya çalışıyor.
Servette tablo daha da vahim: En zengin yüzde 10, küresel servetin yüzde 75’ine sahip; en alttaki yüzde 50’ye kalan paysa sadece yüzde 2.
Tam da Necip Fazıl Kısakürek’in
“Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul;
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa”
diye işaret ettiği kan emici vampirler düzeni!
Yani bu bir servet “uçurumu” değil. Bilinçli bir “tercih”.
Aslında hayvanlardan daha aşağı ve tehlikeli olan “insan görünümlü şeytanlar”ın eliyle yapılan bilinçli bir “tercih”; bebek dahil her şeyi “yiyen” siyonist elitlerin tercihi!
Yaklaşık 56 bin elitten/seçilmişten oluşan en zengin “azınlık”, insanlığın yarısından üç kat daha zengin.
Bu sırada bize hâlâ “kaynak yok” (kaynaklar kıt), “kemer sıkmak şart” diyorlar ama! Aslında kaynak bol, yok değil; ama “mülk/servet yalnızca zenginler arasında dolaşan bir şey olmasın” (Haşr Sûresi, 7) ilahi ikazını inkâr eden seçilmişlerde kaynak/servet toplanmış; geri kalanlara “ölümlerden ölüm beğenin” deniyor!
Mesela, “iklim” gündemi de bu eşitsizliğin aynası.
Rapor’da ifade edildiği üzere, en yoksul yüzde 50, karbon emisyonlarının yüzde 3’ünden sorumlu iken en zengin yüzde 10 ise yüzde 77’sinden. Dahası, en zengin yüzde 1’in yarattığı........
