Eşekleşme sancısı ile okula saldıranlara âlim gerek
“Canımı kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, öyle bir zaman gelecek ki katil niçin öldürdüğünü bilmeyecek, öldürülen de niçin öldürüldüğünü anlamayacak.” (Hadis-i Şerif)
Çünkü zamanımızda mesele, tam bir “eşekleşme” sancısı!
Bir yanda (gereksiz/fazla) bilgi başta olmak üzere her türlü saldırıya maruz kalıp boğulan ama ruhu nadasa bırakılan neslin “eşekleşme” sancısı söz konusu.
Diğer yanda bilgiçlikleri zirve ama icraatları dipte olan âlim kılıklıların “eşekleşme” sancısı var.
Bu nedenle, ortalık anırma seanslarında gür sesli eşeklerle dolu!
“Eşek” ifadesi/benzetmesi, kulağa kaba hatta çirkin geliyor, ama bizim geleneğimizde “nefsi terbiye olmamışlar” için en güzel ve en çıplak ayna!
Sorumluluğunu yerine getirmeyen âlimleri tarif ederken Kur’an-ı Kerim’in “Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerce kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir.” (Cuma, 5) buyurması da bundan.
Bugün okullarımızda dini konular da dahil çok yönlü bilgiler veriliyor; kültür, sanat, spor alanlarından da bahisler var.
Peki ama bunlar neden gençlerimizde “güzel amel”e ve “ihlas”a dönüşmüyor? Sadece bilgi yüklenmiş ama ruhu terbiye edilmemiş “kitap yüklü eşek” misali âlim kılıklılar, hayatın her safhasında yapmaları gerekenleri yapmadıkları için…
Elbette kastettiğim öğretmenlerimiz değil; onlar âlim sınıfından sayılmazlar zaten! Lafım, Tevrat’ı tahrif edenler gibi İslam’ı bildiğini söyleyip ihlas ile yaşamayan ve İslam’ın yaşanması için çabalamayan âlim kılıklı “kitap yüklü eşek”lere!
Tam da burada Hz. Mevlânâ’nın “Aşkın şerhinde akıl, çamura saplanmış eşek gibi yattı kaldı” sözü karşımıza çıkıyor.
Yani aşk söz konusu olduğunda, sadece kuru bilgiye ve akla dayanan kafa yetersiz kalır. Marifet nuruyla yoğrulmamış ve muhatabının gönlüne girmemiş bilgi, tıpkı balçığa saplanan eşek gibi kişiyi yolda bırakır, hatta yoldan çıkarır.
Marifetsiz bilgi, anırttırır çünkü!
Okullarımızda “akıl” var, “teknik” var, “spor” var, “sınav” var… var........
