Yapay zekâdan insanlık beklemek!
Biraz uzatacağım, peşinen helâllik dilerim…
Dün gece saatlerinde ABD Başkanı Donald Trump ‘korkunç’ bir açıklama yaptı ve yapay zekânın gelecekte ABD ekonomisi ve ulusal güvenliği açısından kritik bir rol oynayacağını belirterek, “Yapay Zekâ Kuvvetleri” kurulacağını; ayrıca yakın zamanda bir “Yapay Zekâ Çarı” atayacağını duyurdu.
Daha geçen hafta, yapay zekânın fikir babalarından Geoffrey Hinton da ilginç bir açıklama yapmış ve insanları bir korku tüneline sokmuştu.
Çoktandır, beyin cerrahı, hezarfen Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın Hoca’nın konuyla ilgili açıklamalarını ilgiyle takip ediyorum. Hocanın açık uyarılarını dikkatle dinliyor fakat bir kısmına ‘fantastik bir gelecek tasarımı’ diyerek pek itibar etmiyordum doğrusu; elhâk, az bile söylediğini şimdi çok net anlıyorum.
Bir sabah uyanacaksınız fabrikaların ışıkları yanmaya devam edecek. Borsaların ekranları açılacak, hastanelerde teşhisler konulacak, mahkeme dosyaları tanzim edilecek, gazetelerin sayfaları düzenlenecek fakat bütün bu işleri yürütmek için artık eskisi gibi insana ihtiyaç duyulmayacak. Dünya kusursuz bir intizamla dönmeyi sürdürürken, insan kendi kurduğu medeniyetin içinde kapının önüne konulacak ya da ister istemez sistemin dışında kalacak.
Bugün kapımıza dayanan kriz, bilimkurgu filmlerinin tasvir ettiği kıyamet senaryolarından çok daha etkin gelişiyor. Tehlike, makinelerin bir sabah aniden ‘uyanıp’ insanlığa savaş açması olarak basite indirgenemeyecek kadar büyük. İnsanın, kendi elleriyle büyüttüğü devasa gücün karşısında ahlâkını, muhakemesini ve en nihayetinde haysiyetini makinelere devretmek zorunda kalacağı bir gelecekten söz ediyoruz.
Geoffrey Hinton, Google’daki görevini bırakırken dile getirdiği fakat pek de itibar görmeyen tarihî itirafında “Bir şeyler yapmazsak yapay zekâ kontrolden çıkacak!” diyor.
Hinton’ın bu uyarısı, yalnızca teknik bir yazılım arızasına işaret etmiyor. Bu sözler, insanın kendi eliyle ürettiği makineye söz geçiremeyeceği sınıra yaklaştığımızın en net ifadesi.
Yıllardır televizyon ekranlarında, salon konferanslarında, birebir sohbetlerde meselenin ‘biyolojik ve ontolojik veçhesini’ en berrak biçimde ortaya koyan beyin cerrahı Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın, durumu insan ruhunun anatomisini masaya yatırarak özetliyor:
“İnsan, yapay zekâyı kucağında bir yırtıcı hayvan gibi büyüttü; şimdi yapay zekânın kucağında bir oyuncak oldu. İnsan insanlığını unuttu, yapay zekâdan da insanlık beklemesinler.”
Bu iki uyarı aynı noktada kesişiyor: Makinenin vicdanı yoktur fakat onu var eden insanın olmak zorundadır. Merhameti kendi gündelik pratiğinden, üretim çarklarından ve hukukundan kovan bir medeniyetin, onu yazılımların satır aralarında bulmayı beklemesi beyhûde bir çabadır; yanılsamadır.
Şöyle biraz daha derin düşünelim:
İnsanlık tarihi, alet yapma kabiliyeti üzerinden şekillendi. Taş, elin yetişemediği mesafeyi fethetti, tekerlek ayağın yükünü hafifletti, matbaa sözü kâğıtlara mühürledi, bilgisayar ise zihnin hesaplama gücünü katladı. Fakat geçmişin aletleriyle bugünün yapay zekâsı arasında mahiyet farkı var: Dünün aletleri insanın iradesini icra ederdi, bugünün sistemleri ise insanın seçeneklerini sınırlandırıyor, davranışlarını tahmin ediyor, arzularını şekillendiriyor ve en önemlisi insanın yerine hüküm........
