menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir dönemin şifreleri çözülürken

6 0
16.09.2026

Her gün daha çok şaşırıyoruz…

Ülkemizin yakın siyasî tarihinin derinlerine indikçe kurgu ile gerçek, televizyon ekranı ile cezaevi koridorlarının nasıl iç içe geçtiğini görüyor ve hayretler içinde kalıyoruz. Hatta bu hayret hali karşısında “Bu kadar da olur mu!” diye şaşkınlığımızı gizleyemiyoruz.

Derin devlet ve istihbarat savaşlarının hiçbir zaman yalnızca kuru fezlekeler veya gizli karargâh koridorlarında cereyan etmediğini biliyoruz. Bu savaşların her zaman halkın zihnine nakşedilen bir rıza üretme ve meşrulaştırma mekanizmasıyla yürütüldüğünü dönem dönem hep birlikte yaşadık. Yakın tarihimizin en büyük trajedisi, gerçeğin önce popüler kültür marifetiyle ehlileştirilmesi, ardından hedefe konan aktörlerin şüpheli ölümlerle birer birer sahneden silinmesidir.

Bu mekanizmanın ana omurgası çok açıktır: Kamuoyu, ekranda gördüğü gölge oyununa alkış tutarken, perdenin arkasında devletin hafızası ve o hafızayı taşıyan kilit isimler sistematik biçimde tasfiye edilmiştir.

Bu sürekliliğin şifrelerini çözebilmek için 1990’ların kırılma noktalarına yeniden ve dikkatle bakmak lâzım…

17 Şubat 1993 sabahı Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in uçağının düşmesi, klasik bir “şüpheli kaza” vakası olarak kayıtlara geçti. Bu hadise Türkiye’nin güvenlik doktrinine vurulan ilk büyük tasfiye darbesidir.

Merhum Bitlis, Çekiç Güç’ün bölgedeki örtülü faaliyetlerine direniyor, terör meselesini bölgesel aktörlerle (özellikle Bağdat ve Tahran) koordineli bir kalkınma ve güvenlik programıyla çözmeyi savunuyordu.

“Şüpheli kaza”, jet hızıyla “motor buzlanması” denilerek kapatılmak istendi. Ancak kazadan hemen sonra olay yerine giden heyetlerin sabotaj izlerini tespit etmesi, görgü tanıklarının havada yaşanan patlama anlatımları ve daha sonra dosyanın zamanaşımı çukuruna itilmesi, mekanizmanın nasıl işlediğini gösterdi.

Bu cinayetin ardından gelen Bahtiyar Aydın ve Rıdvan Özden suikastları ve nihayetinde 90’ların karanlık bilançosu, 2000’li yıllara devredilen kötü........

© Haber7