menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ankara Masası

12 0
08.07.2026

Tarihin çoğu zaman cephelerden ziyade toplantı masalarında yön değiştirdiğini biliriz (Şimdi bunu hatırlatarak; Sevr’di, Lozan’dı, Mondros’tu; söz, oralara girmeyeceğiz)…

Bu masalar bazen tek gün kurulur, bazen günler.. hatta haftalarca açık dururdu da yine bir karara varılamazdı. Fakat bazı zirveler yalnızca devlet başkanlarını bir araya getirmez; güç dengelerini, ittifakları ve gelecek tasavvurlarını da yeniden şekillendirir. Ankara’daki NATO Zirvesi, tam da böyle bir dönemde toplandı. Bu yüzden zirveyi, diplomatik takvimin sıradan bir maddesi olarak görmek mümkün değil...

Son birkaç yılın uluslararası tablosuna baktığımızda, dünyanın neredeyse aynı anda birden fazla krizle yüzleştiğini görüyoruz:

Rusya-Ukrayna savaşı Avrupa’nın güvenlik mimarisini temellerinden sarstı.

Gazze’de yaşanan insanlık dramı ve ardından İsrail-İran hattında tırmanan gerilim, Orta Doğu’nun uzun yıllar kolay kolay dinmeyecek yeni fay hatları ürettiğini gösterdi.

Doğu Akdeniz’de enerji rekabeti,

Kafkasya’da değişen dengeler,

Karadeniz’in yeniden stratejik bir mücadele alanına dönüşmesi ve büyük güçlerin Hint-Pasifik ekseninde yürüttüğü rekabet, uluslararası sistemi alışılmış kalıpların dışına taşıdı.

Böylesine kırılgan bir coğrafyada Türkiye’nin konumu da doğal olarak değişti. Bir zamanlar yalnızca jeopolitik önemi anlatılan Türkiye, bugün jeopolitiğini yöneten, kendi kapasitesini inşa eden ve bölgesel gelişmelere yön veren proaktif bir aktör görüntüsü veriyor.

Bunun en önemli sebeplerinden biri, son yıllarda savunma sanayinde yakalanan ivmedir. İnsansız hava araçlarından deniz platformlarına, elektronik harp sistemlerinden hava savunma projelerine kadar uzanan geniş yelpaze, Türkiye’nin yalnızca kendi güvenlik........

© Haber7