‘Saç örgüsü’ değil ‘ideolojik teşhir’
Türkiye’de bir süredir tuhaf bir tiyatro oynanıyor. Sahne dekoru “sanat”, kostüm “özgürlük”, replikler ise aynı ezberler: Barış, mağduriyet, kimlik... Fakat perde arkasında değişmeyen bir şey var; Türkiye’ye mesafe koymadan alkış toplayamayan bir popülizm!
Bazı isimler var; ne yaptıklarıyla değil, neye karşı durduklarını ima ettikleriyle görünür oluyorlar. Sanat dünyasında da bu böyle…
Uzun zamandır sanatın kendisi değil, simgesi konuşuyor. Kendilerine oyunculuk payesi verilen veya kendiliğinden bu unvanı alan bazı isimler oyunculukları ile değil, pozları ile dolaşıma giriyorlar. Özellikle varlık sebeplerinin alt metnine siyaseti yerleştirenler için estetik, mesele olmaktan çıkıyor, ideolojik teşhire dönüşüyor.
Söylenenler net değil, ima güçlü…
Kınamalar seçici, acılar hiyerarşik, hassasiyetler tek yönlü. PKK/PYD söz konusu olduğunda ses alçak, cümleler buğulu, fiiller edilgen…
***
Bu bağlamda anılabilecek oyuncular Belçim Bilgin ve/ya Füsun Demirel örneği, popüler kültür ile politik sembolizmin nasıl iç içe geçebildiğini göstermesi bakımından öğretici. Popüler kültürle politik sembolizmin nasıl birbirine dolandığını, yeteneğin nasıl imajın gölgesinde bırakıldığını gösterir.
Hafızası olanlar bilir: Füsun Demirel gibi isimler yıllar önce benzer cümlelerle, benzer parantezlerle alkışlandı. “Yanlış anlaşıldım” diyerek hafızaları sıfırlamaya çalıştılar. Sonra........
