menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hainler bir kez daha sahnede…

18 0
30.06.2026

FETÖ ihanet şebekesi bu sıralar gizlendikleri inleri terk ederek tekrar baş çıkarma çabası içerisinde…

Bunda, şüphesiz ki, CHP’deki gelişmeler sonrasında hesapları bozulan bu alçakların CHP’den ayrılıp bir ya da birkaç parti kurmayı düşünen İmamoğlu ve şürekasının aldığı bu yeni pozisyonun rolü bir hayli büyük.

Şu bir gerçek ki, İslâm tarihinin gördüğü ‘en azılı İslâm düşmanı’ vasfı taşıyan bu örgüt aynı zamanda Türkiye’yi Amerika’nın 51ci eyaleti yapma operasyonlarıyla ‘en azılı vatan haini örgüt’ vasfını da haiz…

Böyle mel’un ve aşağılık bir yapılanmayı tarih yazmadı…

Bundan 3 yıldan fazla bir zaman önce bu sütunlarda yaptığımız CHP değerlendirmesinde mahrem bir bilgiyi kamuoyu ile paylaşan bir şahsın iddialarından hareketle meselenin asıl veçhesini ortaya koymaya çalışmıştık.

O yazıda altını çizdiğimiz bir hususu bugün tekrar ele alarak yaşanan gelişmeleri anlamlandırmaya gayret edeceğiz. 

2023’teki seçimden birkaç gün sonra çok izlenen bir TV kanalında, seçim sonuçlarını doğruya en yakın tahmin eden bir araştırma şirketinin sahibi, ilginç bir anekdot nakletti. Bu zatın iddiasına göre Kılıçdaroğlu’na çok yakın bir isim, “adaylıkta neden bu kadar ısrarcı oldu?” sorusuna şu cevabı vermiş:

“Bu hususu Kemal Bey’e sorduğumda bana, ‘kendi adaylığımı ben bile engelleyemem!’ dedi.”   Benimle birlikte yüz binlerce insan da izledi bu programı lakin bu ifadeden sonra ne kıyamet koptu ne de olağanüstü bir gelişme yaşandı…

Dikkat buyurun, Kılıçdaroğlu, ‘kendi adaylığımı ben bile engelleyemem’ diyor ve kimse, ‘yahu bu ne biçim söz, sana kendi ismini dayatan kimdir. Hepsinden önemlisi, senin bu dayatmaya direnecek azıcık da olsa iraden yok mudur?’ diye sormamış, soramamış…

Aslında bu ifadeye ve iddiaya zerre kadar şaşırmış değildim.

Bu sütunun izleyicileri bilirler ki, bendeniz, öteden beri sözde ‘millet ittifakının’ bir üst irade tarafından dizayn edildiğini, zamanın ABD başkanı Joe Biden’ın, bu üst iradenin somut temsilcisi olduğunu, defalarca yazdım.

Bu hususa dair yazdığım, sayısını hatırlamadığım bu yazılarda mütemadiyen anılan olgunun altını çizdim ve Kılıçdaroğlu’nun kendisine verilen ‘aday ol’ emrine uyduğunu, buna itiraz eden Meral Akşener’in de yine aynı emir gereği devirdiği masaya geri döndüğünü, o günkü HDP’den tutun da bütün sol ve komünist partiler ile sözde muhafazakâr partilerin de yine bu emir gereği aynı safta durmaya mecbur bırakıldığını ısrarla iddia ve ifade ettim. 

Bu iddiamın kaynağında da Türkiye’yi FETÖ üzerinden işgal etmeyi amaçlayan Amerika’nın 15 Temmuz’la başaramadığını bu kez siyaset ve........

© Haber7