Çal çırp, ‘havala’, yağmala!..
İmamoğlu ve şürekası hırsızlık literatürüne bile inanılmayacak derecede ilginç kavramlar kazandırmışlar da haberimiz yokmuş.
Yazı başlığındaki ‘havala’ bunlardan birisi…
Doğrusunu isterseniz konuyla ilgili haberi okurken bu kelimeyle karşılaştığımda bunun bir yazım hatası olduğunu sandım.
Sonra detaya indikçe bunun bir yazım hatası değil, deveyi havuduyla yutanların geliştirdiği bir kavram olduğunu anladım ki, bu da aslında bu hususlardaki cehaletimizin bir göstergesiydi ne yazık ki…
Ne kadar da havalı bir tabir değil mi?
Nasıl yapıldığını anladığımda sadece havalı değil sofistike bir yöntem olduğuna da muttali olduk bu vesileyle…
Meğerse, kara para aklamaktan tutun da uluslararası ticarete varıncaya kadar birçok hususta müracaat ediliyormuş bu kayıt dışı yola…
Efendim şöyle tatbik ediliyormuş bu yöntem.
Hadi Özgür Özel’in talimatıyla Ekrem İmamoğlu’na verdiği rüşveti açıkça itiraf eden Antalya eski belediye başkanı Muhittin Böcek’in ağzından dinleyelim bu hususu…
“Bir kısım şahsi paramla birlikte seçim bütçemin bir kısmının kendisinde olduğu bir dostumdan 5 milyon euro paraya ihtiyacım olduğunu söyledim.
Bu parayla İstanbul'da bir ödeme yapacağımı bildirdim.
Aradan birkaç gün geçtikten sonra kendisiyle buluştuğumda kendisi bana yanında bulunan 100 TL paranın fotoğrafını çekti, ayrıca da üzerinde bir isim ve telefon numarası yazılı kâğıdı zarf içerisinde verdi.
Zarfa koyduğu banknotla birlikte kâğıdı, ödeme yapmak istediğin kişiye vermemi, onların da bununla parayı İstanbul Kapalıçarşı'da tahsil edebileceğini söyledi.
Anladığım kadarıyla bu ‘havala’ adı verilen bir sistemdir.”
Bunu okuyunca inanın cahilliğimden utandım.
Nasıl şeytani bir akıldır bu, hayretler içerisindeyim.
E, boşuna dememişler ‘minareyi çalan kılıfını uydurur’ diye…
Gerçekten sofistike bir ‘minare hırsızlığı’ ile karşı karşıyayız ki, öyle böyle değil…
Yalnız bu memlekette buna bile ‘siyasi operasyon’ diyecek nice anlı şanlı kalemşor olduğunu da unutmamamız lazım.
Üstüne üstlük inanacak bir cahil ve yobaz sürüsü de var ki, adamlar yerden göğe haklılar bence…
Konuyu biliyorsunuz elbette ama yine de biz Muhitti Böcek’in anlatımıyla kısaca hatırlatalım olup biteni…
Özgür Özel, Muhittin Böcek’ten sadece........
