Sofranın kimyası ve sağlıkta bütüncül mizan
Kapasite, Koordinasyon ve MHRS
Geçtiğimiz günlerde evlerimizi birer küçük eczaneye çeviren gerçekle yüzleştiğimiz sağlık yazımız, toplumsal hafızada çok dalgalı ve haklı bir yankı buldu.
Okuyucularımızdan gelen geri bildirimler, aslında modern sağlık sistemimizin en tepe noktada duran yapısal çelişkiyi önümüze koydu.
Bugün Türkiye, hastane bütçeleri, şehir hastanelerinin devasa binaları, son teknoloji cihaz altyapısı ve tahlil laboratuvarlarının hızı bakımından küresel ölçekte muazzam bir operasyonel güce sahiptir.
Ancak aklı kurcalayan ve acilen çözülmesi gereken hizmete, binaya ve hekime erişim bu kadar yüksekken, sistem neden bütüncül bir şifa gibi çalışamıyor?
Vatandaşlarımızın bugün hastane koridorlarında karşı karşıya kaldığı en büyük ve en yıpratıcı sorun, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerindeki yoğunluk perdesi ve uzmanlık branşları arasındaki koordinasyon eksikliği.
Bir vatandaşımız, vücudunda aylardır süren, yaşam kalitesini düşüren halsizliğin, eklem ağrılarının veya kafa sisinin kaynağını bulabilmek adına adeta bir labirentin içine kaybolmaktadır.
MHRS’den randevu alarak kapısından girdiği her bir poliklinik, hastayı bütüncül bir organizma olarak ele almak yerine, insan bedenini sadece kendi uzmanlık alanıyla sınırlı dar birer parça olarak görmektedir.
Dahiliyeye giden vatandaş bir tahlille gönderilmekte, aile hekimi bir başka değere bakıp acilen endokrinolojiye gitmesini söylerken, endokrinolojideki o yoğunluk yüzünden hasta haftalarca sıra beklemektedir.
Bu süreçte çaresiz kalan vatandaş kardiyolojiye, nörolojiye, psikiyatriye ve ürolojiye ayrı ayrı taşınmaktadır.
Asıl dram ise tam bu noktada başlamaktadır: Bu branşların hiçbiri, bir diğer hekimin koyduğu teşhise, sisteme işlediği verilere dönüp yeterince incelemeden, hastanın şikayetlerini tek bir ortak kurulda, bütünleşmiş bir veri havuzunda değerlendirememektedir.
Her hekim, sadece kendi alanını ilgilendiren tek bir semptoma bakarak bağımsız birer reçete yazıp hastayı göndermektedir. Sonuçta, yedi ayrı uzmanın gözünden kaçan basit bir hormonsal dengesizlik veya tek bir tiroit zafiyeti, hastanın evine poşet dolusu lüzumsuz ilaç, tansiyon hapları, sakinleştiriciler ve birbirini tetikleyen yan etkiler zinciri olarak geri dönmektedir.
Oysa tek bir bütüncül tedavi, tek bir doğru odaklanma yedi uzman hekimin yazdığı tüm torba ilaçları boşa çıkaracak güçtedir.
Devletimiz muazzam tedavi kaleleri inşa etmektedir, fakat tıp endüstrisinin bu entegrasyondan uzak ve parça odaklı yapısı, hastaneleri doldururken hasta sayısını azaltma ve koruyucu sağlık hedeflerimizi baltalamaktadır. Vatandaşımız iyileşmek için gittiği modern binaların koridorlarında, elinde reçetelerle branşlar arasında mekik dokumaktan........
