Sosyal hafıza ve tarih bilinci
Ahmet Hamdi Tanpınar “Sıçrayıp ufuk değiştirmek ancak bir zemine basarak mümkündür. Bu zemin geçmişimizdir; onunla kuracağımız sağlıklı ilişki geleceğimizi belirleyecektir.” der. Milletlerin hayatında tarih bilgi ve bilinci önemli bir yer tutar. Tarih bilincini yitiren milletler ufuklarını da kaıp edeceğinden varlıklarını sürdüremezler. Tarih, insanlığın ‘kemal arayışı’ olan medeniyeti yenileyerek sürdürmede son derece önemlidir. Hz.Adem’den beri hak batıl savaşının konunda insanlık vahye dayalı atılımlarla hakikat medeniyetini geliştirmiştir. İnsanlık peygamberlerin önderliğinde ortak iyilik çizgisi olan hakikat medeniyetinde başarılarını biriktirerek İslam tarihini azmıştır. Tarih, hakikat medeniyetinin yükselmesine paralel olarak ilerlediğinden milletlerin geleceğini hazırlamakta önemli bir rol alır. Tarih, ahlak ve hukuk dahil bütün sosyal bilimlerin anasıdır. Özellikle kültür, ekonomi ve siyaset tarih tecrübesinden damıtılır. Tevhidi ruhun yenilenerek sürdürülmesi, tazelenmesi; ila-i kelimetullah idealinin döneme, yeni nesle ve ihtiyaca göre anlamlandırılması aydın kadrolar sayesinde olmaktadır. İslam tarihinin öncüleri olan Müslüman aydınlar, millet hayatının ve kültürünün hakikat medeniyeti çerçevesinde geliştiricileri, savunucuları ve yenileyicileri olmuşlardır. Onlar, modern zamanlarda millete hayatiyet kazandıracak anlayış, siyasi irade, tedbir ve dirayeti bulma yolunda tarihe yönelmektedir.
Bununla birlikte tarih bilinci, yalnızca aydınlara mahsus bir durum değildir. Bu bilinç, aidiyet duygusu ve mensubiyet duygusu olan kimlik duygusudur. Müslüman kimlik, ‘inna lillahi ve inna ileyhi raciun / Allah’a aidiz, ümmet olarak O’na dönüyoruz.’ ayetiyle formüle edilmiştir; Allah’a aidiyet ve İslam milletine/ ümmete mensubiyet bilinci, peygamberlerin başlattığı hareketi açıklayan İslam tarihinden de beslenmektedir. Tarih bilincini berrak ve canlı tutmak, İslam kültürüyle........
