Hata yapma hakkı elinden alınan çocuklar: Mükemmeliyetçi ailelerin görünmez maliyeti
Ülkemiz eğitim dünyasındaki birinci özne şüphesiz öğrenciler. Değişen, dönüşen tüm sistem daima öğrencilerin daha iyi öğrenmesi daha iyi performans üzerine kurulu bir sistem aslında. Öğrencilerin hemen ardından öğretmenler ve nihayetinde üçüncü özne ise aileler olarak sıralanıyor “eğitim algoritması”.
Bugünkü yazımızda aileleri ilk sıraya alarak, ülkemiz aile modelini masaya yatırmak istedik.
Alanının önde gelen isimlerinden değerli eğitimci Uzman Psikolojik Danışman Besim Türkoğlu hocamızla aileler üzerine keyifli ve verimli bir söyleşi yaptık.
Mükemmeliyetçi aile dediğimizde tam olarak neyi kastediyorsunuz?
Mükemmeliyetçi aile, çocuğuna en iyisini yap diyen aile değildir. En iyisi olmazsa olmaz diyen ailedir. Aradaki fark çok ince ancak sonuçları oldukça büyük.
Bu ailelerde başarı sadece bir hedef değildir aynı zamanda bir kimliktir. Çocuk ders çalışmazsa sorun çalışmaması değil, “potansiyelini harcaması”dır. 90 alması başarısızlık sayılmaz ama neden 100 almadığı sorusu hep duyulur. Bu doğrultuda tabiki çocuk zamanla şunu öğrenir:
“Ben ancak başarılı olduğum kadar değerliyim.” Bu çok sessiz bir mesajdır ama derine işler.
Bu çocuklar genelde başarılı oluyor. O zaman sorun nerede?
Evet, çoğu zaman başarılı oluyorlar. Ama bu çocukların iç dünyalarına baktığımızda şunu net olarak görürüz: Huzursuzluk, yarımcılık..
Başarı bu çocuklar için bir sevinç değil, rahatlamadır. “Neyse, bu sefer kurtardım.” Sonra çıta yine yükselir tabiki.
Bilim bize şunu söylüyor: Eğer öz-değer performansa bağlanırsa kişi yeterince iyi hissedemez. Çünkü her başarıdan sonra yeni bir hedef gelir. Bu yüzden mükemmeliyetçi aile çocukları genelde iki uçta yaşar: ya aşırı kontrolcü ve kaygılı olurlar veya bir noktada tamamen bırakırlar ki bu durum ketlenmedir, donmadır.
Mükemmeliyetçi ebeveynler genelde kötü niyetli mi?
Hayır, tam tersine. Çoğu kendi hayatında eksik kalan şeyi çocuğunda tamamlamak ister. “Ben yapamadım, o yapsın.” Ancak buradaki önemli sorun çocuğun hayatı bir süre sonra ebeveynin telafi alanına dönüşür ve benliğin ayrışması sağlıklı bir doğrultuda ilerlemez.
Bir de ebeveynlerin korkular var. Geri kalırsa, ya başaramazsa? Bu korku, çocuğa........
