menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir vizyon meselesi: İstanbul Finans Merkezi

23 0
02.04.2026

Şimdi konuyu neden nereye bağlıyorsun demeyin. Burası bir ekonomi köşesi. Ve ben konuyu tam da oraya bağlayacağım.

Biliyorsunuz, son yıllarda İsrail’in hukuku ve ahlâkı hiçe sayan saldırılarını, ne zaman nerede nasıl bir krize yol açacağı öngörülemeyen Amerika’nın hamlelerini konuşup duruyoruz. Rusya-Ukrayna savaşı devam ediyor.

İran’a açılan savaş ise dünyayı artık bir kırılma noktasına getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde, sosyal medyada AK Parti’nin kurucularından ve bir dönem Genel Başkan Özel Danışmanı olarak görev yapmış Cüneyd Zapsu’nun kısa bir videosu yeniden karşıma çıktı.

Zapsu, birkaç yıl önce yaptığı konuşmada oldukça çarpıcı bir değerlendirme yapıyor:

“Ben Cumhurbaşkanımızla bir dönem baya bir yakın çalıştım. Hatta ilk zamanlarda günde 18-19 saat çalışıyordum. 2000'li yılların başında savunma sanayii yatırımları başladığında bu konuda onunla ters düştüm. Paraları başka yerlere yatıralım diyordum.Ama haklı çıktı. Hem de öyle bir haklı çıktı ki... Bizim o zamanki yatırımlarımız olmasa, savunma sanayiimiz bu durumda olmasa, Allah korusun… Hiç dinlemiyorlar. Bizi paramparça ederlerdi. Libya, Irak, Suriye… Bir de Türkiye derlerdi, olur biterdi.”

Bakınız bu kadar derin birikime, uluslararası tecrübeye ve güçlü ilişkilere sahip bir iş insanı; geçmişe dönüp baktığında bazı konularda nasıl yanıldığını son derece samimi bir şekilde itiraf ediyor.

Gerçekten de bazı şeyler zaman geçtikçe anlaşılabiliyor.

Hani derler ya; “hayat ileriye bakarak yaşanır, geriye bakarak anlaşılır!” 

Ve bugün çok benzer şekilde ancak ileride anlaşılabilecek, etkilerini yıllar sonra göreceğimiz bir tartışma, farklı bir alanda yeniden karşımıza çıkıyor.

İstanbul Finans Merkezi…

SIRASI MI ŞİMDİ FİNANS MERKEZİNİN?

Türkiye ekonomisi son yıllarda ciddi bir sınavdan geçiyor.

Yüksek enflasyon, faizler, bütçe açıkları, artan enerji maliyetleri…

Diğer tarafta; vatandaşın konut meselesi, yaşam standardının altında kalan emekli maaşları…

Bunların hepsi son derece gerçek ve son derece önemli meseleler.

Elbette bu sorunlarla her gün mücadele edilmeli.

Varsa hatalardan dönülmeli, politikalar revize edilmeli, yükler hafifletilmeli.

Amma ve lâkin birileri de, ekonominin gelecek on yıllarını düşünmeli, strateji geliştirmeli.

Çünkü tarih bize şunu gösteriyor:

Ekonomik dar boğazlar kalıcı değildir.

Krizler gelir, geçer.

Kriz zamanlarında atılan stratejik adımlar, geleceği inşa eder.

Bugün yaşadığımız sıkıntılar bir süre sonra geride kalacak.

Bölgesel ve küresel ekonomik dalgalanmalar yerini daha dengeli bir döneme bırakacak. Günü geldiğinde, Türkiye’nin o döneme nasıl hazırlandığını, bugünden hangi adımların atıldığını konuşacağız.

BURALARA KOLAY GELİNMEDİ

İstanbul Finans Merkezi dediğimiz yapı, öyle son birkaç yılın ürünü değil!

Aslında hikâye 2000’li yılların ortalarına kadar uzanıyor.

Uzun süren çalışmalar sonucunda  nihayet........

© Haber7