Kardeşliğimiz Nereye Kadar?
YPG/SDG verdiği sözlerin hiçbirinde durmadı.
Ne örgütün kurucusunun 27 Şubat’taki terör örgütünün feshedilmesiyle ilgili “tüm gruplar” dediği yapı, örgütün alfabenin tüm harflerini kullandığı farklı farklı yapılanmalarıydı.
Ancak gerek içeriden bazı PKK destekçileri gerekse Türk ve Türkiye düşmanı başka çevreler ısrarla bu çağrının “SDG’yi kapsamıyor” olduğunu söylediler.
Bunları da bir tarafa bırakırsak;
10 Mart ve 1 Nisan’da SDG/YPG, Suriye ordusuna entegre olacağına dair mutabakat imzaladı.
Uymadı.
2025 sonuna dek süre verildi.
Uymadı.
Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahallelerinden Suriye askerleri tarafından tasfiye edildiler.
Sahada etkiyi görünce tekrar masaya oturup 18 Ocak’ta yeniden entegrasyon için imza attılar.
Yine imzalarının arkasında durmadılar.
Suriye ordusuna saldırdılar.
Sonra da malum olduğu üzere Ayn el-Arab ve kontrol ettikleri diğer bölgelerden çıkarılıyorlar.
Yıllardır Suriye halkına ait olan petrolü çıkarıyorlar ve geliri Suriye halkına gitmesi gerekirken terör baronlarına gidiyor.
Ben yaklaşık iki yıldır “YPG’nin 100 bin kişilik askerî varlığı yok. ABD’yi de dolandırıyorlar.” diyordum.
Artık iyice ortaya çıktı ki belki 20.000 bile askerî varlıkları yok.
Peki neden attıkları imzaların arkasında durmadılar?
Bu, PKK’nın silah bırakması için yapılan girişimlere uymamasının ilki değil.
Daha önce de örnekleri var.
Şimdi burada bunu değil, başka bir duyumu sizlerle paylaşacağım.
İddia o ki;
Esed işbirlikçisi de olan PKK elebaşlarından Bahoz Erdal — daha önce MİT tarafından konvoyu Suriye’de vurulmuş, sonrasında felç kalmıştı — ve Bese Hozat, Suriye’deki entegrasyona karşı çıkıyorlar.
Bahoz Erdal, “Ben vücudumun yarısını Suriye topraklarına verdim. Bu süreci kabul etmiyorum.” diyor.
Bunun üzerine de onun bu süreci yönetmesiyle ilgili karar çıkıyor.
Sonuç ortada.
Yapabilecekleri hiçbir şey yok.
Kissinger’in Molla Mustafa Barzani’nin mektubuna verdiği “Dış politika........
