menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aynı nakarat: Yüksek faiz, düşük kur (1)

15 0
27.07.2026

Merkez Bankası politika faizini yüzde 37’de tutuyor. Enflasyon hâlâ yüzde 30’ların üzerinde. Enerji fiyatları, jeopolitik riskler, Ortadoğu gerilimleri, küresel ticaret savaşları, sermaye hareketleri, bütçe baskısı, zayıflayan iç talep ve finansmana erişim güçlüğü aynı masanın etrafında oturuyor.

Ekonomi yönetimi “dezenflasyon süreci devam ediyor” diyor.

İş dünyası ise aynı cümlenin ardından şu notu düşüyor: “Ama nefes alamıyoruz.” İşte tam burada biraz durmak gerekiyor.

Bugün yüksek faizden, pahalı krediden, daralan iç talepten, kur baskısıyla eriyen ihracat marjlarından şikâyet eden çevrelerin önemli bir kısmı, daha birkaç yıl önce bu politikanın kapıya dayanması için en yüksek sesle çağrı yapan çevrelerdi.

Bu cümleyi öfkeyle değil, hafızayla kuruyorum.

Nureddin Nebati döneminde TÜSİAD çok sert konuşuyordu. “Rasyonel politikalara dönülmeli” çağrısı açık, yüksek ve siyaseten de sert bir dille yapılıyordu. MÜSİAD ise bu rahatsızlığı daha ihtiyatlı bir üslupla dile getiriyordu. 

Ama ana fikir belliydi. Türkiye yeniden Ortodoks ekonomi politikalarına dönmeliydi. Kamuoyu baskısı büyüdü. Piyasa baskısı büyüdü. İş dünyası baskısı büyüdü.

Uluslararası sermayenin ve onların içerideki borazancılarının dili zaten başından beri aynıydı!

Nihayetinde Türkiye 2023 sonrasında sert bir dönüş yaptı. Mehmet Şimşek ekonomi yönetiminin başına geçti. Merkez Bankası politika faizini %8,5 seviyesinden alıp P’ye kadar taşıdı. Daha sonra indirimler geldi ama Türkiye hâlâ yüzde 37 politika faiziyle, yüzde 40’a yaklaşan piyasa maliyetleriyle, krediye erişimin birçok işletme için lükse dönüştüğü bir iklimde yaşıyor.

İşte tarih burada küçük ama çok sert bir ironi yazdı.

Dün “rasyonaliteye dönelim” diyenler, bugün rasyonalitenin faturasından şikâyet ediyor.

Dün “ortodoks programa geçilmeli” diyenler, bugün ortodoks programın sanayiciye, ihracatçıya, KOBİ’ye, istihdama ve iç piyasaya bindirdiği maliyeti anlatıyor. 

Dün düşük faiz politikasını “irrasyonel” diye mahkûm edenler, bugün yüksek faiz politikasının üretimi boğduğunu söylüyor.

Ben buna yıllar önce “celladına âşık olmak” demiştim.

Sert bir benzetmeydi, biliyorum, kabul ediyorum. 

Ama bazen ekonomi politikalarının gerçek yüzü akademik nezaketle değil, herkesin anlayacağı çıplak bir cümleyle daha iyi anlaşılır. Çünkü iş dünyası o........

© Haber7