menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ümrandan dirilişe

11 4
28.10.2025

Medeniyet, iç cevherde uyanan mânânın surete akıp eşyada tecellî etmesiyle nefes alır; mânâ zayıfladıkça taş susar, kelime soluklaşır, zaman sükût içinde ağırlaşır. Hilmi Ziya Ülken’in işaret ettiği kültür, milletin kalbinden devşirilen yaratıcı kudretin menbaı; medeniyet, o kudretin toplum katında aldığı intizam ve kıvamdır. Cevher kaynaktan kopunca şekil donar, tezyîn yer tutar; suret mânâya raptolmadığında gösteri çoğalır, tefekkür sefilleşir. Varlığın hakîkatiyle bağ kurmayan nazar, eşyayı çoğaltır, ruhu daraltır; niyetle beslenmeyen kelime kabuk hâline gelir. Hakikî terakkî, iç terbiyenin dış nizamda sükûnet bulmasıyla zuhur eder; vicdanın murakabesi bulunmayınca hüküm çoğalır, adâlet incinir. İnsanın elindeki âlet kalpteki irfanla muvazene kurduğunda bereket görünür; irfan sönümlendiğinde âlet kudret kazanır, eser özün üzerine ağırlaşır. Diriliş, bu eşiğin ötesinde belirir; sesini yitirmiş olan kelâm yeniden nefeslenir, kalp kendi mîzanına kavuşur, yapı yükselirken şahsiyet kemâle yürür, suret kıvamını ruhun sükûnetinden alır.

Bir milletin kaderi, hazinelerde biriken servetin ihtişamında aranmaz; hafızada saklı şuur ve sadakatin derinliğinde tecellî bulur. Hafıza çözülmeye yüz tuttuğunda lisan gurbet çeker, ezgiler yetimleşir, âdet taşlaşır, kelimeler eski anlamlarının yorgun gölgesine sığınır. Cemil Meriç’in ümran adını verdiği o kadîm kelime, hatırlayışın ve iç muvazenenin remzidir; insanın toprakla, sema ile, komşu ile, vicdanla kurduğu sâkin ahenk bu kelimenin sinesinde yaşar. Şerif Mardin’in süreklilik üzerine kurduğu dikkat, işte bu tabakada anlam kazanır; merkez biçimi tahkim etmeye yönelir, çevre özün sesini muhafaza eder. Diyalog kesildiğinde biçim debdebeye savrulur, öz sükûta bürünür; şehir beden kazanır, ikâmet ruhunu kaybeder. Kök sesi duyulmadığında müessese büyür, mefhum sönükleşir; imar genişler, mânâ daralır. Ümran, kültürün kuyusundan çekilen berrak bir su gibi topluma yayılır; kuyunun ipi koptuğunda çeşme kurur, toprak susar. Ülken’in kültür anlayışıyla Meriç’in ümran kavrayışı birleştiğinde şu hakikat berraklaşır. Kökle dal arasındaki mîzan kurulmadıkça terakkî istikamet bulmaz, müktesebat tevarüs edilmedikçe yenilik izzet kazanmaz, suretin letâfeti özün derinliğinden........

© Haber7