menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Etnospor: Köklerden Yükselen Bir Diriliş Çığlığı

12 0
16.06.2026

Bir milletin sporunu öldürmek, o milletin ruhunu öldürmektir. Tarihin derinliklerinden süzülüp gelen, bozkırın rüzgârıyla yoğrulmuş, savaş meydanlarının tozunu yutmuş sporlar birer birer silindiğinde, geriye yalnızca bedenleri hareket eden ama özü donmuş bir nesil kalır. İşte tam bu yüzden etnospor bugün bir spor dalından çok daha fazlasıdır; o bir varoluş meselesidir, bir direniş biçimidir, bir milletin kendine dönüş yolculuğudur.

Etnospor kavramı, her ne kadar akademik çevrelerde görece yeni bir terim olarak dolaşıma girmiş olsa da, içeriği binlerce yıllık bir derinliğe sahiptir. Türk dünyasının kadim oyunlarını, sporlarını kapsayan bu çatı kavram; cirit, güreş, atlı okçuluk, kökbörü, yağlı güreş, aba güreşi, rahvan at yarışları ve daha onlarca geleneksel aktiviteyi bünyesinde barındırır. Bu sporların her biri, salt fiziksel bir aktivite değildir. Her biri, o kültürün dünyayı kavrayış biçimini, estetiğini, ahlak anlayışını ve toplumsal düzenini yansıtan yaşayan bir belgedir.

Yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünya, küresel spor endüstrisinin ezici baskısıyla karşı karşıya kaldı. Futbol, basketbol, tenis ve olimpik sporlar, medyanın, sermayenin ve uluslararası kurumların desteğiyle dünya genelinde baskın bir kültürel güce dönüştü. Türkiye de bu süreçten nasibini aldı. Devlet politikaları, bütçeler, medya ilgisi ve kamuoyu dikkati büyük ölçüde Batı kaynaklı spor branşlarına yöneldi.

Bu tercih bilinçli ya da kasıtlı olmayabilir; ancak sonuçları son derece yıkıcı oldu. Geleneksel sporlar, devlet destek mekanizmalarından yoksun bırakıldı. Köy meydanlarında oynanan cirit oyunları, yaşlıların belleklerinde titreyen........

© Haber7