Bölgesel ve Küresel Arz Güvenliğinde Türkiye’nin Rolü
Enerji, modern ekonomilerin sürdürülebilirliği için en stratejik unsurlardan biri olarak küresel siyasetin merkezinde yer almaktadır. Hürmüz, Babülmendep, İstanbul Çanakkale ve Malaka Boğazı ile Panama ve Süveyş kanalı gibi stratejik ticaret yollarına hâkim olan devletler, dünya enerji arzı ve krizlerini yönetirler. Denizlere hükmetmekten geçen bu yol, büyük devlet olmayı gerekli kılar. Türkiye, jeopolitik ve jeostratejik konumu sayesinde hem bölgesel hem de küresel ticaret ve enerji güvenliğinde kritik bir aktör olarak öne çıkmaktadır.
Türkiye’nin Bakü-Tiflis-Ceyhan hattı, Kafkas petrolünü Akdeniz’e taşıması, TANAP ve Türk Akım projeleri, Türkiye’yi Avrupa’ya gaz sağlayan bir merkez haline getirmiştir.
2000’li yıllardan itibaren Türkiye, enerji arz güvenliğini artırmak amacıyla LNG depolama tesislerine yatırım yapmış ve bu alanda önemli ilerleme kaydetmiştir.
Türkiye, Hürmüz Boğazı’na alternatif enerji rotalarının merkezinde yer alması münasebetiyle; TANAP üzerinden Azerbaycan, Türkmen gazı takas anlaşmaları, Kerkük-Ceyhan hattı ve Katar LNG işbirlikleri.
Rusya ile Türk Akım ve Mavi Akım üzerinden Avrupa’ya yapılan gaz akışı, Libya ve Somali’deki enerji işbirlikleriyle geleceğin büyük bir aktörü olmaya adaydır..
Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji krizleri daha da derinleştirdiğinden; Avrupa’da doğal gaz fiyatları 30 € → 70 € bandına yükseldi, Türkiye’de sanayi üretim maliyetleri arttı, hane halkı enerji faturaları yükseldi. ABD ve İsrail’in İran’a yaptığı saldırı ile küresel petrol fiyatları 70 $ → 120 $ aralığında dalgalanmaya başladı. Bu durum bütün dünyada hissedilen ekonomik bir depreme yol açtı.
Türkiye’nin enerji krizlerinin aşılmasında üç temel katkı ile........
