Büyük hesaplaşmada madalyonun görünmeyen yüzü
Madalyonun görünmeyen yüzü
Bir önceki yazımızda Suriye’nin doğusunda yaşananların, ne geçici bir güvenlik krizi ne de yerel aktörler arasındaki sıradan bir güç mücadelesi olmadığını, bu coğrafyada meydana gelen her gelişmenin, yıllardır adım adım sistematik bir şekilde inşa edilen işgal, parçalama ve yeniden dizayn projesi ile bu projeyi kökten reddeden iradeler arasındaki tarihsel hesaplaşmanın bir parçası olduğunu ifade etmiştim.
SDG terör örgütü ekseninde ortaya çıkan son gelişmeler aslında, (İsrail merkezli) uzun yıllara yayılan jeopolitik bir tasarımın nihai safhası ile bu tasarımı tasfiye etmeyi hedefleyen karşı eksen (Suriye-Türkiye) arasındaki stratejik varlık/yokluk mücadelesinin bir yansımasıdır.
Bu gerçekler ışığında, sahada yaşanan gelişmelerin görünmeyen boyutlarını ele almak; değerlendirme, eleştiri ve beklentilerimizi de bu görünmeyen gerçekler üzerinden yeniden inşa etmek artık bir zaruret hâline gelmiştir.
10 Mart 2025 tarihinde Suriye Yönetimi ile SDG arasında imzalanan mutabakatın uygulanması amacıyla, Suriye yönetimi SDG’ye yıl sonuna kadar süre tanımıştı.
Bu sürenin dolmasına yaklaştığımız şu günlerde, taraflar arasında karşılıklı açıklamalar ve askeri sevkiyatlar dikkat çekerken; başta Halep’in Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahalleleri olmak üzere bazı bölgelerde çatışmalar yaşandı.
Bu çerçevede en çok dikkat çeken temel unsur, Suriye yönetimi ile Türkiye'nin açıklamaların düzeyi ve tonu arasındaki farklardı.
Türkiye tarafı, başlangıçtan itibaren SDG sorununa askerî güç kullanımını içeren bir çözüm perspektifiyle yaklaşmakta; bu doğrultuda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler aracılığı ile en üst düzeyde ve açık biçimde askerî seçeneklerin masada tutulduğunu vurgulayan bir söylem benimseyerek caydırıcılık oluşturmaya çalışmaktadır.
Bu yaklaşım, yalnızca SDG’ye değil; aynı zamanda sahadaki diğer aktörlere [ özellikle de SDG çetesini yönlendiren İsrail’e] yönelik bir stratejik uyarı niteliği taşımaktadır.
Suriye tarafı ise daha farklı bir çizgi izlemektedir. Şam yönetimi, açıklamalarını büyük ölçüde alt temsil ve bürokratik düzeyde tutarak daha diplomatik ve diyalog eksenli bir caydırıcılık zemini oluşturmaya gayret etmektedir.
Bunun temel nedeni, doğu bölgelerinde patlak verecek kapsamlı ve önü alınamaz bir çatışmanın; SDG bünyesinde yer alan Arap aşiretlerin varlığı nedeniyle, aşiretler arası........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin
Tarik Cyril Amar
Chester H. Sunde