Suriye maskeleri düşürmeye devam ediyor
Son 15 yılımızın değişmez gündemlerinden Suriye meselesi, her aşamasında birilerinin maskelerini düşürmeye, başkalarına suçlama ve hakaretlerle saldıranların kendi içlerindeki cürufu meydana dökmelerine sebep oluyor.
Kimin hangi konuda gerçekten samimi olup olmadığını anlamanın yeri ve zamanı, o konuda bir sınama ile karşılaşma anıdır. Meydan boşken yiğitlik taslamak kolaydır. Başına iş gelmeyenin sabrı ve sebatı da teoriktir. Fikirleri ile fiiliyatta muhatap olup bir yük çekme anına kadar kimsenin asıl fikir yapısından emin olunamıyor.
Gayet insancıl ve özgürlükçü görünenlerin konu Müslüman halklar olduğunda ne tür bir vahşi canavara dönüştüğünü görmek artık hayatın sıradan gelişmelerinden biri oldu.
Hümanistlik dersleri veren ve etrafa güllerle gülücükler saçan, mezhepçilik gibi bir sapkınlığı sürekli lanetleyenlerin konu Sünniler olunca nasıl da sınır tanımaz mezhepçi katillere evrildiklerini çok ağır bedeller pahasına gördük ve öğrendik.
Gayet ümmetçi ve hatta ırkların telaffuz edilmesinden bile rahatsız olanların söz konusu kendi ırkları ile ilgili bir gelişme olunca nasıl da karınlarının derinlerinden bir faşistin ortaya kusulduğunu görmekten midemiz bulanıyor.
Son günlerde Halep’te yaşananları -özellikle- Kürtlere yönelik bir harekât olarak algılamak SDG’yi Kürtlerin yegâne temsilcisi görmek olur ve tıpkı Türkiye’de yaşanan PKK sorununda Kürtlerin meşru temsilcisi olarak bu eli kanlı ve yüreği İslam düşmanlığı ile örtülü örgütü kabul ederek algılamakla aynı yere varır.
Suriye Kürtlerinin büyük çoğunluğunun İslami bakışları sonucu devrim sürecinde muhaliflerin içinde olmaları ve sonrasında da mevcut idareyle ortak hareket etmeleri göz ardı edilemez. Hatta Halep içindeki son kalıntılara yapılan operasyonlarda da bizzat yer aldıkları gerçeği bize bir şey anlatıyor.
SDG’nin Müslüman........
