Caydırıcılık çağı
Ortadoğu’da yine bir savaşın içindeyiz. Füze sesleri, diplomasi masalarını bastıran sirenler ve “kim kazandı?” sorusuyla dolu ekranlar… Fakat bu savaşın özünü doğru okumazsak, sadece bugünü değil yarını da ıskalarız.
Mesele toprak değil. Mesele rejim değil. Mesele güç.
Bugün savaşın merkezinde duran ülke İran. Karşısında ise fiilen ya da dolaylı olarak İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri var.
Tartışma ideolojik değil; stratejik.
Nükleer kapasite kimde olacak?
Caydırıcılık eşiğini kim belirleyecek?
Modern dünyada nükleer silah, sadece askeri bir envanter değil; bir eşitlenme aracıdır. Nükleer kapasiteye sahip olan, “bana dokunmanın bedeli ağırdır” mesajı verir. Sahip olmayan ise başkasının çizdiği sınırlar içinde hareket etmek zorunda kalabilir.
Bu nedenle mesele sadece Tahran’daki liderlik değildir. Mesele, bölgesel güç hiyerarşisinin yeniden yazılmasıdır.
LİDER DEĞİŞİR, DENGE DEĞİŞMEZ
Tarih bize şunu öğretir: Bazen sistemler değişmez, sadece aktörler değişir. Lider gider, yerine bir başkası gelir; ama küresel güç oyunu aynı kalır.
Ortadoğu’da yaşanan........
