Eyyam-ı Kahır
Yaz geldi. Kışla baharı ardında bırakıp geçti baş köşeye... Gelen gideni aratır deselerde aldırma! Gidende hoş, gelende hoş! Günün yirmidört saatinin, haftanın yedi gününün ve senenin her ayının değişmeyen dertleri malum... Dört mevsim süren mücadele içinde yazı kışı mevzu bahis eylesen ne olacak? Sabır küpü ağzına kadar dolacak!
Yaz deyince... Yaz bakalım ey kalem! Balıkların çıktığı kavakları yaz... Çileli başlara patlayan kabakları yaz... Okunsun-okunmasın... İşitmeyen kulakları yaz...
Sen yaz... Gün batarken uzayan gölgelerin hakikatini... Gönül ehlinin rikkatini... Kalabalıkların yerle bir olmuş dikkatini... Tüketilenlerin tükenmez takatini... Bel bağlananların hamakatini yaz!
Yaz! Nasıl yakarmış temmuzda ayaz! Veya nasıl rahmet okuturmuş karalara beyaz... Çoktan paçavra olmuşken naz-niyaz... Laf salatası karın doyurmaz! Bundan gayrı her anafikir sirkeli piyaz...
Yaz... Mürekkebin kurumadan kurusun ektiklerin... Varsın incir çekirdeğini doldurmasın çektiklerin! Ele verse de bakışların, belli........
