Erdoğan'ın bayrağı kime devredeceğini yazdım!
Kanaatim odur ki; Türkiye genelinde startı verilen 500bin konut projesinin başlatılması erken seçimin işaret fişeğidir.
Uzmanlara göre, Başkan Erdoğan'ın tekrar aday olabilmesi için ya anayasa değişikliği ya da erken seçim yapılması gerekiyor.
Son aylarda artan bir ivme ile Necmeddin Bilal Erdoğan'ın eskisine nazaran daha çok görünür olması, ''Erdoğan kendinden sonrası için oğlunu hazırlıyor'' intibasını güçlendiren bir durum halini aldı.
Bir teoriye göre Erdoğan: ''Alacağı erken seçim kararıyla bir kez daha cumhurbaşkanlığı makamına oturacak, oğlunu etkin bir görevle güçlü bir pozisyona yükseltecek. Sosyo-ekonomik bir çok alanda yalnış giden, neşter atılması gereken konuları Bilal beyin öne çıktığı hamlelerle hayata geçirerek, özellikle dar gelirlinin dualarını alacak ekonomik düzenlemeleri ve akabinde nafakadan, ek göstergelere ve atamalara kadar toplumda beklentilerin yüksek olduğu stratejik konuları Bilal bey ekseninde suhulete kavuşturarak O'na yönelik sevgiyi artıracak. Sağlık sorunları bahaneleriyle ara ara Bakanlar Kurulu dahil, iktidar adına mutlak yetki temsiliyle Bilal bey kamuoyunda artarak daha fazla görünür hale gelecek ve bu süreçle aşama aşama, oğlu Bilal Erdoğan'ı geniş kitlelere sevdirerek sadece hükümet etme yetkilerini değil, iktidar olma ve devlet yönetme yetkileriyle birlikte Dava Liderliği koltuğunu da vakti geldiğinde Necmeddin Bilal Erdoğan'a terkedecek.''
Peki, yukarıda ifade edildiği gibi Başkan Erdoğan kendinden sonra bu zorlu görev için Bilal beyi mi hazırlıyor?
Ya da kamuoyunda adı geçen isimlerden Berat Albayrak, Hakan Fidan, Süleyman Soylu, Numan Kurtulmuş, Hulusi Paşa, Hasan Doğan, İbrahim Kalın ya da benim burada öngöremeyip yazamadığım sizin kafanızda var olan başka bir önemli isimi mi?
Yoksa adı hiç geçmeyen, süpriz, öngörülemeyen bambaşka bir isim mi?
Bu soruya cevabı bulabilmek için hazırsanız soyut yaklaşımlardan, somut gerçekliğe birlikte geçmeye çalışalım!
(...)
Olağanüstü bir kırılma yaşanmadığı müddetçe hareketin doğal lideri olan Başkan Erdoğan için, kendinden sonrası, ''Ak Parti Genel Başkanlık koltuğunu kime devredeceği'' başlığına indirgenemez!
Erdoğan için gerek kökleri ve gerekse geldiği ekol adına ''kendinden sonrası'', ‘’Nizam-ı Alem’’in korunması'' ve ''Dava Liderliğinin devri'' anlamlarınıda taşıdığından, kararını verirken ince eleyip sık dokumak zorundadır.
Mesele sadece bir genel başkansa, Aktuna, Mesut Yılmaz, Davutoğlu örnekleri arşivlerde darb-ı mesel mahiyetinde orada duruyor. İsteyen şöyle yakın tarihe tekrar bir göz gezdirebilir.
Başkan Erdoğan kendinden sonra, selefinin kim olacağının kararını ise (geldiği geleneğin kodları gereği) tek başına veremez, vermez! Bu karar sadece; şahsının/ailesinin alabileceği bir sorumluluk/vebal olmadığından; (geçmişte -kadim geleneklerimizde- Selçuk'lu-Osman'lı dönemlerinde) olduğu gibi, bu konuda bürokrat ve ulemanında ''iknası/mutabakatı'' mühim bir öneme haizdir.
İçeride, bürokrasi ve ulemayla birlikte üçüncü bir denge unsuru olan mutasavvıf çevrenin/manevi dinamiklerin de mustakbel adayı ''onayı/kabulü'' ''dava koltuğunu'' bırakacağı selefi açısından da çok önemli olduğundan, gerekli tüm hazırlıklarda buna göre yapılmak zorundadır.
Zaten Başkan Erdoğan'ın çok yakın zamanda ünlü iki ilahiyatçı (hareketin ağır abilerinden/manevi dinamiklerinden olan) Ali Rıza Demircan ve Şevki Yılmaz Hocalarla yaptığı ve (yapmaya devam edeceğini düşündüğüm) çok özel görüşmelerini bu minvalde okumak gerekir.
Hiç kuşkusuz selefin kim olacağına karar verilirken; Aile, İlmiyye, Kalemiyye,........© Haber Vakti

Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin