Zirve'de dağ fare mi doğurdu?
NATO zirvesi dün sona erdi... Kıyamet kopmadı, sonuç bir zafer de değil. Sağır odalarda, kapalı kapılar arkasında önemli görüşmeler, pazarlıklar yapıldı ama görüntüdeki zirve sıradan bir zirve idi. Dağ fare doğurmadı, havanda su dövmediler ama resmî açıklamalardan çıkan sonuç bu.
İdeolojik ön yargılar, politik gerçekler, jeopolitik, jeostratejik zorunluluklar, konjonktürel süreç; hakikatten daha güçlü değildir, olamaz.
İnsanların ve yaratılmış her şeyin, her kişinin bir kaderi vardır. Eceli/ömrü ve rızkı vardır bu dünyada. Allah kullarını; onların mallarını, canlarını, sağlıklarını, sevdiklerini, servet ve iktidarlarını kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan edecektir.
Çin Seddi aşılmaz, denizler geçilmez değil. Dağ ne kadar yüksek olursa olsun, onun üstünden geçen bir yol vardır. Hayallerin, ihtirasla istenen şeylerin, korkuların bir sınırı vardır. O sınır reelpolitik değil; teopolitik kehanetlerin, politik şizofren hastalarının hezeyanları ile birleşmesi sonucu, birçok insanın cennet hayali ile şeytanların peşinden cehenneme doğru koştukları bir dünyada yaşıyoruz.
Biz ahir zaman peygamberinin ümmetiyiz. Ne Şeytan tatile çıktı, ne Cebrail, ne Mikail, ne Azrail ve ne de İsrafil çıktı tatile. Hepsine selam olsun.
Kimse soyuna, saltanatına, sahip olduğu toprağına, nüfusuna ve parasına güvenmesin. Allah’tan (cc) başka hiç kimse ezelî ve ebedî değildir. Ezel ve ebed iddiası şirktir. Allah’tan başka güvenilecek soylar kurur, saltanatlar yıkılır, toprakları onların mezarı olur. Toprak çocuklarını yutar, paraları pula döner, nüfusları ve nüfuzları eriyip tükenir. İhtirasla istenen ve sahiplenilen ne varsa, o onun imtihanı olur.
Zirvede 32 liderin üçte ikisinin hiç sesi çıkmadı. Bu toplantılara krallar ve kraliçeler katılmıyor, İngiltere’yi başbakan temsil ediyor. Zaten ülkelerin birçoğu AB üyesi idi ve onların birçoğu sadece dinleyici idi. ABD, NATO'nun en zengin ve en güçlü üyesi idi; en geveze bir lideri olarak Trump, teopolitik fantezileri ve mayınlı tarlada top oynar gibi ya da fincancı dükkânına giren fil gibi davranarak her zaman olduğu gibi, şimşekleri üzerine çeken paratoner misali dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. O, bu politik oyundan büyük zevk alıyor olsa gerek.
Türkiye ev sahibi ülke olmasının yanında, NATO’nun beklentileri çok yüksek olan “harici” bir üye olarak tabii ki gündemdeydi. İsrail’in gölgesi ise NATO’nun “tahtında müstetir, içinde mündemiç” bir vaziyette her yerde idi. Ukrayna korunması gereken bir dost, Rusya ise caydırılması, baskılanması gereken bir düşmandı. Türkiye ve Yunanistan; NATO ailesinin hem kavgalı, hem müttefik, hem komşu, hem tarihî ortak geçmişe sahip, hem Kurtuluş Savaşı’ndaki düşman ülkeler, hem de Doğu Roma'nın Ortodoks üyesi olan iki üyesi olarak zirvede yerlerini almışlardı.
NATO'da 32 üye ülkeden 2’si Müslüman. Bunlardan Türkiye çoğunluğu Sünni Müslüman ama aynı zamanda zorunlu Kemalist. Arnavutluk’ta çoğunluk Müslüman olsa da P-70 arası ateist, deist, agnostik, kendini laik-seküler olarak tanımlayan gruplar da var.
5 Ortodoks ülke: Yunanistan (Yunan Ortodoks), Bulgaristan (Bulgar Ortodoks), Romanya (Romen Ortodoks), Karadağ, Kuzey Makedonya. Bu 5 Ortodoks ülke (aslında buna Arnavutluk’u ekleyenler de var); 12 Katolik ve bir o kadar Protestan ülke ile birlik olup, Yahudi ve Ortodoks Ukrayna’nın yanında, Ortodoks Rusya’ya karşı savaşmak için aynı çatının altında toplanıyorlar.
12 Katolik ülke şunlar: Polonya,........
