menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Futbol

300 0
20.05.2026

Futbol aslında kitlelerin uyutulması için bir beşik, bir kumar ve körü körüne bir taraftarlık empoze ettiği için mikro bir faşizmdir. Aslında Spor da Kültür de insani, ahlaki, dini, açıdan sorunlu kavramlardır. Para israfıdır, zaman israfıdır.

Allah resulü (sav) “faydasız bilgiden/ilimden Allah’a sığınırım” buyurdu. Müslümanların faydasız işler ve malayani şeylerden uzak durması gerekir. Geçen gün Ali Rıza Demircan Hoca da bu Futbol konusunda bir yazı yazdı. Futbol devlet destekli bir zulümdür bir yanı ile de. Oynayan içinde, seyreden içinde zararlıdır, ister stadyumda, isterse ekran başında olsun.

Bir seferinde Umrede bir adam takımının formasını giymiş, cep telefonundan maç seyrederek Kâbe’yi tavaf ediyordu. Bu da bir tür bağımlılık. Aşk ve öfke sarmalı içinde insanın aklını zail eden bir iş gibi gözükür bana. Her şey puta dönüştürülebildiği gibi Futbol da puta döndürülmüş gibi sanki. Birçok taraftarların gözünde Birçok futbolcu “İdol”e dönüştürülüyor, putlaştırılıyor yani.

İnsanın algılarını ve duygularını tahrip eden bir durumdan söz ediyoruz. Holiganizm bir akıl hastalığıdır. Taraftarlıkta ileri merhalede bağımlıkla birlikte ortaya çıkan bir akıl tutulması söz konusu. Futbol kardeşlik falan diyorlar da düşmanlık vesilesi bile olabiliyor bu konu. Yıkıcı bir rekabet söz konusu. Bunun dini, mezhebi, etnik, ekonomim bir rekabete dönüştüğünü düşünün. Bu gerçekten içtimai barışı tehdit eden bir sapmadır.

Diktatör António de Oliveira Salazar’ın yıllarca Portekiz’i 3F ile idare ettiği söylenir. Bunu nasıl başardığını anlatırken 3F örneğini Fado, Fiesta Futbol üçlemesi ile halkı oyaladığını itiraf eder. Evet, Salazar'a atfedilen o meşhur söz "Fado, Fiesta, Futbol" (veya Fado, Fátima, Futbol) şeklindedir.

Salazar (1932-1968 arası başbakan, fiili diktatör) döneminin “Estado Novo” rejiminde halkı siyasetten uzak tutmak, oyalamak ve rejimi sürdürmek için kullandığı "3F stratejisi” olarak bilinir. Aynı şey İspanya diktatörü Francisco Franco için de anlatılır. Çünkü ikisi de aynı dönemde (1930'lar-1970'ler) sağcı, otoriter diktatörlerdi. Fado: Geleneksel Portekiz müziği (hüzünlü, fatalist şarkılar) demek. Fiesta: Eğlence, şenlik, festival, karnaval demek, Futbol. İlki yerel kültür ve geleneği, milliyetçi duyguları harekete geçiriyor, Fiesta oyun eğlence, Futbol oyun heyecan ve yarışta aidiyet duygusunu ve rekabeti kışkırtıyor. “Fátima”, Portekiz'deki ünlü Katolik hac merkezi ve dini unsuru, kilise tarafından sahiplenilen Hz. Meryem’le ilişkilendirilen bir sırrı ve kehaneti temsil eder.

Bakın Spor aynı zamanda maskeli bir kara para aklama işi ve kamu kaynaklarının hoyratça sömürülmesi demek. Bu konuda size bazı bilgiler vermek istiyorum. Yine de karar sizin. Unutmayalım ki, tartışıp durduğumuz şeyler konusunda işin aslı ve hakikati öbür dünyada önümüze konulacak. Bu vebalden kurtulmak için Futbol bağımlılarını uyarmak istiyorum.

Türkiye’de futbol ekonomisinin ana gelir kalemleri kabaca şöyle: 2024–2025 dönemi, Süper Lig merkezli yaklaşık ölçeklere göre Gişe hasılatı (bilet kombine loca) 8–15 milyar TL. Büyük kulüplerin stadyum gelirleri. Sadece Galatasaray 2025’te loca/VIP/kombine gelirlerinde yaklaşık 3 milyar TL seviyesine ulaştı. Transfer gelirleri / bonservis hareketi 15 milyar TL’ye kadar çıkabiliyor. Büyük kulüplerin tek sezonluk transfer bütçeleri yüz milyonlarca euroya çıkabiliyor. Sponsorluk gelirleri 20 milyar TL’ye kadar çıkabilirken, Forma sponsorluğu, stat isim hakkı, reklam anlaşmaları. Çok daha büyük rakamlara ulaşabiliyor. UEFA / yarışma gelirleri 10 milyar TL’ye ulaşabiliyor. Bu gelirler biraz başarılarına orantılı gelişiyor tabi. Başarı içinde bu lobi gayeye giden her yolu meşru gördüğü için tüm........

© Haber Vakti