menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aşk ve Öfke

224 0
15.10.2026

Âşıklar, sevdiklerinin kendilerine ihanet ettiğini fark ettiklerinde öfke gözlerini karartır; çok tehlikeli olurlar. Tarih, edebiyat ve hayatın kendisi bunun örnekleriyle doludur.

Büyük sevgilerin ardında bıraktığı ihanet, insanlık tarihindeki en yıkıcı öfkeleri ve intikam duygularını doğurmuştur. Bu durum aşkta, iktidar ilişkilerinde ve dinî bağlılıklarda da görülür. Mitolojide, dünya edebiyatında ve tarihte de örneklerini görmek mümkün. İhanet öfkeyi kışkırtır. Öfkesine yenilen kişinin öfkesi kimi zaman “kutsal bir öfke”ye dönüşür. Kişi delilik seviyesinde bir öfkeyle ayaklandığında varlığını eski aşkının yokluğuna adar. İngiliz oyun yazarı William Congreve bir oyununda kahramanına şunu söyletir: “Cehennemde bile sevgisi nefrete dönüşmüş bir kadının öfkesi kadar büyük bir ateş yoktur.”

Evet, evet, aşk ve öfke aklı zail eder. Bunların ikisi düşman ikiz kardeşler gibidir. Dünyevi ihtiraslar uğruna çıkılan yolda çoğu zaman böyle kopmalar, hayranlıktan düşmanlığa dönüşen süreçler yaşanabilir. Âşıkların uğradığı ihanetin ardından ortaya çıkan devasa öfke bazen intihara da dönüşebilir. Beklentilerin boşa çıkması, sadakate ihanet, âşıkların gözlerini görmez, kulaklarını duymaz, kalplerini hissetmez hâle getirebilir. Onun için her türlü aşırılıktan kaçınarak korku ile umut arasında orta bir yol tutmak gerek. Aşırı düşmanlıktan da uzak duralım; gün gelir günahkâr biri tövbe edebilir ya da ermiş zannettiğiniz kişi yoldan çıkabilir.

Anatole France’ın “Thaïs”i bunu anlatır. Thaïs, fahişe bir kızın nasıl azize olduğunu, onu kurtarmaya çalışan bir keşişin ise nasıl lanetlendiğini anlatan bir romandır.

Dinî ve siyasi önderler, kanaat önderleri, ideologlar bu konuda ayaklarını denk alsınlar. Gün gelir, 'Ele verir talkını, kendi yutar salkımı' dedikleri gibi bir durum ortaya çıkarsa, yani ağızlarından çıkan sözler, halka gösterdikleri istikamet ile kendi gittikleri yol ve yaptıkları işler uyumlu değilse, bu münafıkça işleri sebebiyle ilahi azabı ve gazabı hak ettikleri gibi insanların, özellikle de kendilerine toz kondurmayan, kendilerine aşkla bağlanan insanların öfkesini ve gazabını da hak ederler. Kendi kişiliklerini, makamlarını ve ideolojilerini kutsallaştıran; halkın din, ahlak, tarih ve gelecek tasavvurlarıyla ilgili algılarını yönlendirerek ona yeni bir hayat tarzını kabul ettiren ve bu şekilde kendilerini İlah ve Rab konumuna yükseltenler, toplumsal öfkenin hedefi olurlar.

Kemalistlerin çocukları, Kemalist ideolojinin misyonerlerinin etki alanından çıkınca çok farklı bir kişiliğe bürünebiliyorlar. Eğer gözlerine at gözlüğü takmışlarsa, o çevreden çıkmıyor ve sistem tarafından da besleniyorlarsa yollarına devam ediyorlar. Bu durum dinî gruplar ve ideolojik topluluklar için de böyle. Çevremizde bunun örneklerini artık sıkça görür olduk.

Yunan mitolojisindeki Medea, büyük bir aşkla bağlı olduğu İason uğruna ailesini ve ülkesini feda etmiştir. İason ise daha sonra güç ve statü için Korint kralının kızıyla evlenerek ona ihanet edince Medea büyük bir öfke patlaması yaşar ve İason’dan intikam almak için kendi çocuklarını bile öldürür.

Shakespeare’in Othello’sundaki Othello ile Desdemona’nın aşkı, ihanet yanılgısının doğurduğu kör öfkenin çarpıcı bir örneğidir. Othello, Desdemona’ya deliler gibi âşıktır. Ancak Iago’nun yalanlarıyla onun kendisini aldattığını sandığı an, öfkesi mantığının tamamen önüne geçer. Bu kıskançlık ve ihanet öfkesi, en sevdiği kadını kendi elleriyle boğarak öldürmesine neden olur.

Vergilius’un Aeneis destanı da Kartaca Kraliçesi Dido ile Truvalı Aeneas’ın büyük aşkını anlatır. Aeneas, tanrıların buyruğuyla İtalya’ya gitmek için........

© Haber Vakti