Musa'nın yolu değil Samiri'nin yolu
Bir Müslüman olarak Netenyahu'nun peşinden sürüklenen aldatılmış zihinlere iyi niyetle bir uyarım var...
Netanyahu, Yahudilerin Musa’sı, Harun’u veya bekledikleri Mehdisi değil, onların olsa olsa Samiri’sidir. Halkını saptıran, dünyayı sona koşturan, inancı değil gücü ve hırsı yücelten bir adamdır. Hz. Musa döneminde Samiri, altından bir buzağı yaparak Allah’a yönelmiş olan İsrailoğullarını o buzağıya tapmaya çağırmıştı. Netanyahu da bugün aynı yolu izliyor; Hz Musa’nın kavmini doğruya davet ettiği, Allah katından indirilen Tevrat'a değil, dünya insanlığını yok edecek kendi sapkın inancı olan Siyonist kabalaya göre yönlendiriyor.
Kur’an-ı Kerim’de Tâhâ Suresi 95-97. ayetlerde Musa ile Samiri’nin konuşması şöyle anlatılır: “Ey Samiri, bu yaptığın neydi?” dedi. Samiri dedi ki: “Ben onların görmediklerini gördüm; elçinin izinden bir avuç aldım ve onu attım. Nefsim bana bunu hoş gösterdi.” İşte Netanyahu da aynı şekilde nefsinin peşinde gidiyor, Allah’a değil kendi sapkın ve tüm insanlığı yok edecek ihtiraslarına uyuyor.
Tarih boyunca bu azgınlıkların sonu hep sürgün, felaket ve yokluk olmuştur. Kudüs’ten Babil’e, Babil’den Roma’ya kadar her sapkın isyanların sonu yıkımla bitmiştir. Osmanlı, 1492’de Engizisyon’un ateşinden kaçan Yahudilere kapılarını açtı, onları zulümden kurtardı. II. Bayezid’in merhameti sayesinde ölümden kurtulan bu halk, yüzyıllarca Osmanlı himayesinde yaşadı. Ancak karşılığı vefa değil, ihanet oldu. Osmanlı zayıflarken ahde vefa yerine Filistin topraklarında haçlı destekli işgal ve yıkım hareketlerinin tamda kumanda odasında yer aldılar.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra da Yahudiler dünyada mazlum olarak görüldü, soykırımı yaşayan bir halk olarak sahiplenildi. Fakat Netanyahu gibiler ve onun temsil ettiği Siyonist zihniyet, bu sahiplenmeyi yerle bir etti. Çünkü bugün İsrail’in filistinliler ve irana attığı her bomba, yıktığı her ev, öldürdüğü her çocuk, sadece Yahudi halkının itibarını da yerle bir ediyor. Artık dünya onları soykırıma uğramış mazlum değil, soykırım yapan gözü dönmüş zalimler olarak görüyor.
Kur’an-ı Kerim Kasas Suresi 5. ayette buyurur: “Biz istiyoruz ki, yeryüzünde ezilenlere lütufta bulunalım, onları önderler yapalım, onları varis kılalım.” Bu açık bir uyarıdır: Allah mazlumun yanındadır, zalimi ise mühlet verip sonra cezalandırır. Netanyahu her saldırıyla kendini ve halkını felakete, Allah’ın azabına biraz daha yaklaştırıyor.
Yani kısaca Netanyahu, Siyonist kabala inancıyla Yahudileri cennete değil cehenneme taşıyor. Hayaller “Büyük İsrail”, gerçekler ise cehennemin dibi. Tarih boyunca her azgınlık eden kendi sonunu getirdi; Firavun denizde boğuldu, Nemrut ateşte yanarak helak oldu, Samiri lanetlenip yalnız kaldı. Netanyahu da kendine ve halkına aynı kaderi hazırlıyor. Halkını koruduğunu sanıyor ama aslında onları ateşe doğru sürüklüyor.
Bugün kurduğu düzen, Musa’nın yolu değil; Samiri’nin yoludur. Ve bu yolun sonunda cennet değil, sadece cehennem vardır.
Not: Bazı kardeşlerimiz yazımı yanlış anlamasın; Hz Muhammed Mustafa S.a.v efendimiz islamın en büyük düşmanı Ebu cehil'e azgınlıktan dönmeyeceğini bile bile hakkı tebliğ etmiştir. Bizde günahkar olsak da onun ümmeti olarak acizane bir uyarı yapalım dedik. Kusurlarımızı Yüce Allah af etsin...
