Çarşamba'nın Ahını Almayacaktınız!
Hafta sonu, Bölgesel Amatör Lig’de şampiyonluk mücadelesi veren ve 3. Lig'e yükselmek için Play-Off finali oynayan Samsun’umuzun marka değeri Çarşambaspor’u desteklemek üzere İstanbul yollarına düştük.
Kilometrelerce süren, saatler alan yorucu bir yolculuğun ardından Sarıyer Yusuf Ziya Öniş Stadyumu’na vardığımızda ise futbolun sadece sahada oynanmadığı gerçeğiyle bir kez daha yüzleştik. Bizim için tüm gerçeklerle yüzleşme serüveni tam da stadyum kapısında başladı.
Elimizdeki resmi Basın Kartımıza rağmen, karşımıza adeta duvar örmek istercesine bir ‘akredite krizi’ çıkardılar. TFF yetkililerine ve Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü Spor Şube polislerine görevimizi, haklarımızı hatırlatıp adeta bir mini ders verdikten sonra nihayet stadyum sınırlarına girebildik.
Ancak içeri adım atmak yetmedi; bu kez de maçın oynanacağı ana bölüme geçerken "Kartınız yok, akrediteniz yok" safsatalarını dinlemek zorunda kaldık.
TFF yetkililerinin kendi eksikliklerini ve organizasyon fiyaskosunu kabul etmesiyle birlikte içeri girebildik. Girdik ama içerideki çifte standart kapıdakinden çok daha vahimdi.
Bitlis ekibinden gelen tüm protokol üyeleri ve hatta seyircileri bile tek tek el üstünde tutulurken, Çarşambaspor protokolü için neredeyse bir listesinin bile tutulmaması, bize karşı en baştan takınılan o dışlayıcı tavrın en net göstergesiydi.
Maçtan iki saat önce yerimi alıp stadyumu gözlemlemeye başladım.
Çarşamba’dan otobüslerle yollara dökülen binlerce taraftarımız sabah saatlerinde İstanbul girişinde saatlerce bekletildi. Neden mi; Sözde asayiş olayı olmasınmış? Asıl asayişsizlik stadın içine alınmış biz bilememişiz. Neyse taraftarlarımız maç başlaması ile birlikte stada girerken yaşadığı çileleri yazmaya kalksam sayfalar yetmez.
Fakat asıl ilk çarpıklık basın tribününde yaşandı.
Görevli olduğum, basın tribününde oturduğum bilindiği halde, polis memurları tarafından tam 4-5 kez kimlik kontrolüne maruz bırakıldım. Resmen mobing uygulandı. Kendilerine bu uygulamanın baştan aşağı........
