Koltukların Efendileri, İşçinin Köleleri: Bu Nasıl Temsil?
Türkiye’de yıllardır çözülemeyen, her dönem üzeri örtülmeye çalışılan ama artık mızrağın çuvala sığmadığı bir kördüğüm var: SENDİKAL BARONLUK.
Geçtiğimiz günlerde sendikacı Başaran Aksu’nun yaptığı açıklamalar, aslında sokaktaki her işçinin, her memurun içten içe bildiği ama rakamları duyunca nutkunun tutulduğu o acı gerçeği bir kez daha yüzümüze çarptı. Meğer meydanlarda "hak, hukuk, adalet" diye bağıranların ardında; asgari ücretlinin hayal bile edemeyeceği, Cumhurbaşkanlığı makamının ağırlığıyla yarışan, hatta onu bile gölgede bırakan devasa bir finans imparatorluğu varmış.
Meğer meydanlarda "hak, hukuk, adalet" diye bağıranların ardında; asgari ücretlinin hayal bile edemeyeceği, Cumhurbaşkanlığı makamının ağırlığıyla yarışan, hatta onu bile gölgede bırakan devasa bir finans imparatorluğu varmış.
Açıklanan rakamlar dudak uçuklatıyor: Aylık 350 bin liradan başlayıp 1 milyon liraya, hatta 2 milyon liraya kadar çıkan sendika başkanı maaşları... Dört yılda bir "hizmet ödülü" adı altında ceplere konan 5-10 milyon liralık ikramiyeler, çift maaşlar, makam tazminatları... Yetmiyor; ailenin yemesinden içmesine, tatilinden kıyafetine kadar her şeyin faturasını işçinin aidat ödediği sendika kasasına yıkma cüreti!
Dört yılda bir "hizmet ödülü" adı altında ceplere konan 5-10 milyon liralık ikramiyeler, çift maaşlar, makam tazminatları...
Yetmiyor; ailenin yemesinden içmesine, tatilinden kıyafetine kadar her şeyin faturasını işçinin aidat ödediği sendika kasasına yıkma cüreti!
Şimdi sormak gerekiyor: Bu lüks, bu şatafat kimin parasıyla dönüyor?
Hakkını savunması için her ay kendi rızkından, çoluğunun çocuğunun rızkından kesinti yapılmasına izin veren; fabrikada, madende, dairede ezilen memurun ve işçinin parasıyla. İşçi yerin yüzlerce........
