Bir Kalbi Ayakta Tutan Şey
Ne demir kadar serttir ne de cam kadar dayanıksız… Kalp, kendisine nasıl davranılırsa zamanla ona dönüşür. Sevgi görürse genişler, güven bulursa kök salar, değer hissederse güçlenir. Ama ihmal edilirse sessizce yorulur. Kırılırsa çoğu zaman ses çıkarmaz. İşte bu yüzden hayatta en zor fark edilen yıkımlar, kalpte başlayan yıkımlardır.Bir bina çatladığında görürüz.Bir ağacın kuruduğunu fark ederiz.Bir eşyanın eskidiğini anlarız.Peki ya bir kalbin yorulduğunu nasıl anlarız?Çoğu zaman anlayamayız.Çünkü kalpler gürültüyle değil, sessizlikle yorulur.Hayatın en acı taraflarından biri de budur. İnsan, en çok sevdiği kişilerin yorgunluğunu en son fark eder. Aynı evde yaşar, aynı sofraya oturur, aynı yastığa baş koyar; ama zamanla birbirinin gözlerinin içini okumayı unutur. Oysa bir aileyi ayakta tutan şey sadece aynı çatı altında yaşamak değildir. Bir aileyi ayakta tutan, birbirinin kalbine yük olmamayı başarabilmektir.Bugün insanlar daha çok konuşuyor ama daha az anlıyor.Daha çok görüyor ama daha az fark ediyor.Daha çok sahip oluyor ama daha az paylaşıyor.Belki de bu yüzden kalpler hiç olmadığı kadar yoruluyor.Aile ve evlilik danışmanlığı yaptığım yıllar boyunca bana en çok düşündüren şeylerden biri şu oldu: İnsanlar çoğu zaman sevgisizlikten değil, anlaşılmamaktan şikâyet ediyor. Birçok eş, "Beni hiç sevmiyor." demiyor. "Beni anlamıyor." diyor. Birçok çocuk, "Ailem bana hiçbir şey almıyor." demiyor. "Beni dinlemiyorlar." diyor. Yaşlı anne babalar ise çoğu zaman "Evlatlarımız bizi terk etti." demiyor. "Bize vakit ayırmıyorlar." diyor.Dikkat ederseniz bütün bu cümlelerin ortak bir yanı var.Hepsi kalbe dokunuyor.Çünkü insanın en temel ihtiyacı yalnızca yaşamak değildir.Görülmektir.Duyulmaktır.Anlaşılmaktır.Ve bütün bunların ortak adı, merhamettir.Merhamet, çoğu zaman yanlış anlaşılan bir kelimedir. Acımak değildir. Güçsüzlük hiç değildir. Merhamet,........
