KAPALI ÇARŞI BÜYÜMELİ, ELÂZIĞ KAZANMALI
Elazığ’ın kalbinde yer alan Elâzığ Kapalı Çarşı, yıllardır şehrin ticaretinin, sohbetinin ve kültürünün buluştuğu en önemli mekânlardan biridir. Son yıllarda yapılan tadilat ve düzenleme çalışmalarıyla çarşının yeniden canlanması hem esnafı hem de vatandaşları memnun etmiştir. Yapılan bu çalışmalar için Elâzığ Belediyesi’ni takdir etmek gerekir. Özellikle Saray Camii’nden aşağı doğru inildiğinde Aksaray Caddesi’ne bağlanan hatta yapılan düzenlemeler şehir merkezinde güzel bir bütünlük oluşturmuştur. Şehrin kalbi olan bu bölgede yapılan her dokunuş, Elazığ’ın ruhuna yapılan bir dokunuştur.
Ancak Elazığ’da yıllardır konuşulan ve birçok kişinin gönlünde olan bir mesele vardır. Kapalı Çarşı’nın büyütülmesi… Bu fikir bugün ortaya atılmış bir düşünce değildir. Aslında yıllardır bu şehrin hayalini kurduğu bir iştir. Bu köşe yazısında, bu konuyu ilk kez açık ve net bir şekilde gazete manşeti düzeyinde bir öneri olarak gündeme getirdiğimi ifade etmek isterim. Yarın bu yazı yayımlandığında elbette farklı fikirler ortaya çıkacaktır. Belki birçok kişi “Bu düşünceyi biz de söylüyorduk” diyecektir. Buna kimsenin itirazı olmaz. Önemli olan, Elazığ kazanıyor mu, şehir büyüyor mu? Görmezden Gelinen Tarihi Fırın Bu bölgede aslında çok kıymetli bir tarih daha var. Aksaray Caddesi ile Atatürk Okulu Sokağı’nın kesiştiği noktada bulunan ve 1860’lı yıllardan beri kullanılan tarihi fırın. Yaklaşık 170 yıllık bir geçmiş… Bugün hâlâ çalışan bu fırın aslında sıradan bir iş yeri değildir. Bu fırın, Elazığ’ın şehir hafızasının bir parçasıdır. Ama insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bu kadar değerli bir yapı neden yıllardır göz ardı edildi? Neden bugüne kadar bu taş duvarlar ortaya çıkarılmadı? Neden bu yapı Kapalı Çarşı’nın bir parçası haline getirilmedi? Şehrin tarihi bazen büyük anıtlarla değil böyle küçük ama anlamlı yapılarla yaşar. Ve bazen bir şehrin hafızası tam da böyle yerlerde saklıdır. Kapalı Çarşı’nın Yanına Beton Dikmek Şehre İhanettir Depremde zarar gören Elâzığ Eski Borsa Binası’nın bulunduğu yerde bugün yeni bir bina yükseliyor. Kaç katlı olacak, hangi kuruma ait olacak tam olarak bilinmiyor. Ama görünen o ki ortaya çıkan yapı beton ve çok katlı bir yapı olacak. İşte burada insanın içi sızlıyor. Kapalı Çarşı’nın hemen yanında böyle bir beton kütle yükselirse o bölgenin ruhu bozulmaz mı? Oysa o alan bedesten tarzı küçük dükkânlarla düzenlenseydi… Hem Kapalı Çarşı ile bütünleşirdi hem ticaret canlanırdı hem de şehir estetiği korunurdu. Ama ne yazık ki çoğu zaman şehir planlamasında tek bir anlayış hâkim oluyor: Daha büyük bina… Daha fazla para… Oysa şehirler sadece betonla büyümez. Şehirler kimlikleriyle büyür. Bugün Anadolu’da bunun çok güzel örnekleri var. Kahramanmaraş, Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin Bu şehirler tarihi çarşılarını koruyarak hem turizmde hem ticarette büyük değer kazandılar. İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Bu şehirleri gezen insanlar Elazığ’a geldiklerinde hiç mi vicdanları sızlamıyor? Hiç mi “Biz de bunu yapabiliriz” demiyorlar? Her Şey Siyaset Değildir Şehrin geleceği söz konusu olduğunda mesele sadece bugünün kazancı değildir. Her şey siyaset değildir. Her şey para değildir. Eğer devlet bütçe veriyorsa… Eğer o bütçede Elazığ’ın hakkı varsa… Bu kaynak neden şehrin tarihi ve kültürel değerleri için kullanılmaz?
Biraz Daha Vizyon Gerek Şehirleri sadece belediyeler değil, vizyon yönetir. Elazığ’da görev yapan danışmanların ve şehir yöneticilerinin daha geniş bir bakış açısıyla hareket etmeleri gerekir. Çünkü bazen daha geniş ufka sahip danışmanların eksikliği, şehirde fırsatların kaçmasına ve dokunun zarar görmesine yol açıyor. Eğer vizyonlu danışmanlar belediye başkanımız Şahin Şerifoğlu’na, beton binanın Kapalı Çarşı dokusunu bozacağını önceden bildirseydi, belki bugün bu bina orada yükselmeyecekti. Başkanın da bu binanın yapılmasından sonra üzüleceğine hiç şüphem yok; bunu iyi biliyorum. Gerçek vizyon, şehrin değerlerini koruyacak cesur öneriler üretmektir. Konuşmaktan öte, fikirlerin hayata geçmesi gerekir. Son Söz: Kapalı Çarşı sadece bir çarşı değildir.
O, Elazığ’ın kalbidir. Eğer Buğday Meydanı, Bakırcılar Çarşısı ve Atatürk Okulu Sokağı ile büyütülürse… Sadece bir çarşı büyümüş olmaz. Elazığ büyür. Elazığ’ın kimliği büyür. Elazığ’ın değeri büyür. Önemli olan şudur: Yarın başka fikirler çoğalacak, herkes “ben söyledim” diyecek; sorun değil. Önemli olan, Elazığ kazanıyor mu, şehir büyüyor mu? Yoksa… Konuşmaktan başka bir şey yapmayanlar olduğu sürece şehirler büyümez. Elazığ artık konuşmayı değil, icraatı hak ediyor.
