BU KONU ASLA ESKİMEMELİ
Kaybedilen Sadece Bir Öğretmen Değil, Bir Nesil
Yaşanılan acı olayı biliyorsunuz, hepimizi derinden sarstı. Meslektaşımız hayatından oldu.
Sınıfların içinde sadece ders anlatılmaz; karakter, saygı, sorumluluk ve vicdan da öğretilir. Bir öğretmen, bir çocuğa sadece matematiği, tarihi ya da dili öğretmez. Aynı zamanda insan olmayı öğretir.
Ama son yıllarda acı bir gerçekle yüzleşiyoruz:
Öğretmenler değersizleşiyor, saygı azalıyor ve bunun bedelini yalnız öğretmenler değil, bir nesil ödüyor.
“Benim Çocuğum Yapmaz. ” cümlesi.
Her şey çoğu zaman aynı cümleyle başlıyor:
“Benim çocuğum yapmaz.”
“Ben bilirim, o yalan söylemez.”
“Evde dört dörtlük, demek ki öğretmen abartıyor.”
Bazen öğretmen görür, bazen kamera görür, bazen bütün sınıf görür…
Ama yine de bazı aileler görmek istemez.
Çocuğun hatası düzeltilmez.
Bir süre sonra o hata davranışa, davranış alışkanlığa,
alışkanlık ise karaktere dönüşür.
Ve bir gün o çocuk sadece arkadaşına değil, öğretmenine de saygı duymayan bir birey haline gelir.
Maalesef bir öğretmen olarak bu tarz olaylara çok rastladım.
Tabiki isim vermeden anlatacağım.
Bir erkek öğrencim vardı.
Ailesi her şeyini inkar eder, idareye oğluma iftira atıyorsunuz derdi.
Kadın eşinden korkup, oğlunun açıklarını kapatırdı.
Çocuğun vukuatlarının haddi hesabı yoktu.
Ben ne zaman çağırsam rahatsız olurdu.
Sanki amacım oğlunu kötülemekti.
Oysaki bir öğretmen neden öğrencisini kötülesin, amacı ne olabilir ki.
Tek amacımız gördüğümüz gerçekten dolayı aileyi uyarmak. Gelecekte başına gelecekleri ne çocuk ne aile yaşamasın diye.
Biz bunu kendimize görev edindik.
Tüm öğretmenlerin derdi aynı. . .
Hikayeme döneyim; maalesef o öğrencim ailesi için tam bir sorun oldu, kendi hayatını da mahfettiğini söyleme gerek var mı?
Beni gördüğünde yolunu değiştiriyordu. . .
Ailenin görmek istemediği gerçek.
Böyle çocuklar aslında en çok kendi ailelerine zarar verir.
Çünkü sınır koyulmayan çocuk, düzeltilemeyen hata, hesap sorulmayan davranış…
Günün sonunda büyür ve aileyi de yorar, tüketir, hatta dönüşü olmayan sorunlara yok açar.
Bir öğretmenini bıçaklayacak noktaya gelen bir çocuk…
Bu noktaya bir günde gelmez.
Bu yılların ihmalinin, görmezden gelmenin ve yanlış savunmanın sonucudur.
Okullarda disiplin problemleri son 10 yılda birçok ülkede %20’nin üzerinde artış gösterdi.
Türkiye’de ise eğitim sendikalarının raporlarına göre:
Öğretmenlerin %50’den fazlası meslek hayatında en az bir kez sözlü şiddete uğradığını söylüyor.
Her yıl yüzlerce öğretmen, öğrenci veya veli kaynaklı saldırı ve tehdit vakaları bildiriyor.
Bu rakamlar sadece bir istatistik değil.
Her biri bir sınıfta yaşanan bir hayal kırıklığı demek.
Bir Öğretmen Yaralanınca
Bir öğretmen saldırıya uğradığında…
Sadece bir insan yaralanmaz.
Bir sınıfın güveni kırılır.
Bir okulun huzuru bozulur.
Biz bunu yaşadık gerçekten okuldaki herkes durumdan etkilenip, saygısızlığa, haksızlığa hepimiz üzülüyoruz.
Toplumun vicdanı yara alır.
Çünkü öğretmen dediğimiz insan, toplumun geleceğini emanet ettiğimiz kişidir.
Bir öğretmen yaralanınca kaybeden sadece öğretmen değildir.
Saygıyı öğrenemeyen çocuk
Hatası düzeltilmeyen genç
Gerçeği görmek istemeyen aile
Bir Nesil Ne Zaman Kaybolur?
Bir nesil; öğretmenine saygı duymadığında,
annesine ses yükselttiğinde, babasına öfke gösterdiğinde ve sorunlarını şiddetle çözmeye başladığında…
Yavaş yavaş yok olur.
Bugün öğretmenine bıçak çeken bir çocuk konuşuluyorsa, bu sadece bir haber değildir.
Bu, toplumun kendine sorması gereken bir sorudur:
Biz çocuklarımıza gerçekten ne öğretiyoruz?
Bir çocuğa yapılabilecek en büyük iyilik onu körü körüne savunmak değildir.
Ona doğruyu öğretmektir.
Yanlış yaptığında yanında olmak, ama yanlışı savunmamak…
Son olarak duygularımı da belirtmek isterim ki, bu yaşananlar hepimizi üzüyor. Ama biz yolumuza her defasında yeni öğrencilerle devam ederiz.
Ama olan o nesle, ailelere ve gençlerin geleceğine oluyor.
