Kelimenin Tebdilinden Milletin Dirilişine
Geçmişin şanlı günlerine duyulan özlem, matemli günlerin yalnızlığına hapsolan ruhun sancısıdır. Muhakkak ki bu sancı, özlemi duyulan bahtiyar maziyi atiye aktarmak için çırpınan ruhun çaresizlik ve umudu bir arada yaşadığı ıstırap dönemine aittir. Vatan şairi Namık Kemal ve arkadaşı Hikmet Bey'in 93 Harbi'nin acı sonuçlarının ardından 5'er mısradan oluşan otuzdan fazla bende sahip “Vatan Mersiyesi” şiirinden dökülenler de bu duygu sarmalından geçmiş olmalıdır. Öyle ki şiirde hissedilen atinin bulanıklaşmış görüntüsü, şiirin kaleme alınmasından yaklaşık yarım asır sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün umut ve inancında berraklığa kavuşur. Binaenaleyh, yarım asır sonra yeni şekliyle tekrar okunacak kadar etkili olan “Vatan Mersiyesi” şiirinin muhtevasını anlamanın yolu ise şiirin yazıldığı dönemi ve öncesinde yaşananları bilmekten geçer. Bu yüzden Osmanlı Devleti ve Rusya arasında Rumi 1293 (Miladi 1877-1878) tarihinde yaşanan savaşa giden süreci kısaca ele alarak başlayalım.
Bildiğimiz üzere Rusya'nın devlet olarak öncelikli politikası Çar I. Petro döneminden itibaren sıcak denizlere inmektir; bunun önündeki en büyük engel ise Karadeniz'i Türk gölü haline getiren Osmanlı Devleti'dir. 18. yüzyıl boyunca aralıklarla süren Osmanlı-Rus savaşlarının ardından yüzyılın son çeyreğinde imzalanan Küçük Kaynarca (1774) ve Yaş (1791) Antlaşmaları, Osmanlı Devleti'nin bölgedeki gücünü zayıflatırken Rusların güçlenmesine neden olur. Bu antlaşmalar sonucunda Ruslar Kırım'ı ele geçirerek Karadeniz'de güçlenirken Kafkaslar üzerinde yürüttüğü işgal siyasetinin önü açılır ve Osmanlı tebaası olan Ortodokslar üzerinden Osmanlı Devleti'nin iç işlerine karışma imkânı bulur.
19. yüzyılda Doğu Avrupa ve Tuna hattına yoğunlaşan Rus yayılmacılığı, panortodoks propagandayla Sırpları ve Yunanlıları Osmanlı Devleti'ne karşı isyana teşvik eder; bu isyanlar sonucunda Yunanistan bağımsızlığını ilan ederken Sırbistan özerk muhtariyete dönüşür. On binlerce sivil Müslüman Türk bu isyanlarda şehit edilirken yüz binlercesi de bölgeden göç etmek zorunda kalır. İsyanların kışkırtılmasında öncü olan Rusların bölgede artan gücünden rahatsız olan İngiltere ve Fransa, daha önceleri Şark Meselesinde Rusya'yla birlikte hareket etmiş fakat şimdi kendi ekonomik ve idari çıkarları için de tehdit oluşturan Rus yayılmacılığına karşı Osmanlı'nın toprak bütünlüğünü koruma kararı alır. Bu kararın ilk izleri ise 1853-1856 yıllarında gerçekleşen Kırım Savaşı sonrasında İngiltere'nin Osmanlı Devleti'nin yanında yer almasıyla gözlemlenir. Eski müttefiklerin bu kararı Rusya'yı yalnızlaştırır. Bu yalnızlık kısa süreli de olsa Rusların Karadeniz'e hapsolmasını sağlar. Yalnızlaşan Rusya, 19. yüzyılın ortalarında panortodoksizmin yerine tüm Slavları kendi liderliğinde birleştirmeyi amaçlayan panslavizm........
