BİZİM YUNUS
Yunus Emre’nin hayatını anlatan menkıbelerden biri, onun Tapduk Emre’nin dergâhından ayrılışı ve yıllar sonra geri dönüşüyle başlar. Rivayete göre Yunus, uzun yıllar şeyhinin kapısında hizmet etmiş, fakat gönlünde beklediği manevi karşılığı bulamadığını düşünerek dergâhtan ayrılmıştır. Bir süre sonra yolda, bir mağarada yedi erenle karşılaşır. Bu dervişler her gece içlerinden birinin duasıyla Allah’tan kendilerine yemek geldiğine inanırlar. Sıra Yunus’a geldiğinde o, “Yâ Rabbi, beni bunların yanında mahcup etme; onlar kimin yüzü suyu hürmetine dua ediyorlarsa onun hürmetine beni de utandırma.” diye dua eder. O gece sofraların sayısı artar.
Dervişler bunun hikmetini sorunca Yunus, önce onların duasının sırrını öğrenmek ister. Dervişler, “Biz Tapduk Emre’nin kapısında kırk yıl hizmet eden erin hürmetine dua ederiz.” derler. Yunus, yıllardır yanında bulunduğu şeyhinin dergâhında kazandığı manevi değeri kendisinin fark edemediğini anlar ve hemen geri dönmeye karar verir.
Sabaha karşı Tapduk Emre’nin dergâhına ulaşır. Şeyhinin hanımına sığınır ve kendisini affettirmesi için yardım ister. Ana Bacı ona bir yol gösterir: Tapduk Emre sabah namazına kalkıp kapıdan çıkarken Yunus eşiğe yatacaktır. Şeyh, ayağı Yunus’a değdiğinde “Bu kim?” diye sorarsa Ana Bacı “Yunus.” diyecektir. Eğer Tapduk Emre “Hangi Yunus?” derse Yunus’un gönülden düştüğü anlaşılacak; fakat “Bizim Yunus mu?” derse hâlâ şeyhinin gönlündeki yerini koruduğu anlaşılacaktır.
Sabah olur. Tapduk Emre’nin ayağı eşikte yatan Yunus’a dokunur. “Bu kim?” diye sorar. Ana Bacı “Yunus.” Der. Tapduk Emre’nin ağzından şu söz dökülür: “Bizim Yunus mu?”
Yunus, şeyhinin gönlünden silinmediğini anlayınca ayaklarına kapanır ve af diler. Bu menkıbe, Yunus’un hayatındaki sabır ve teslimiyetin güzel bir ifadesidir.
Yunus Emre’nin hayatının tarihî ayrıntıları konusunda kesin bilgilerimiz........
