menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ŞERİFOĞULLARI’NIN TESPİTİ: EKMEĞİMİN TUZU YOK!

8 0
09.03.2026

Vatan Şairi Namık Kemal’in; “Barika-i hakikat, müsademe-i efkârdan çıkar.” (Fikirlerin açık ve net çarpışmasından hakikat güneşinin doğması) Veciz sözünü biliyordum da; “Hakikat, makamdan bağımsızdır; vakarı olanın sözü zamana kalır.” Sözüne ilk kez rastladım.

Cehaletime sayıyorum.

Paylaşımı yapan hanımefendi sözü tırnak içerisinde kullandığı için alıntı olduğu kanısıyla arama motoruna yazdım, Yunus Emre’den alıntılanmış derin anlamlar içeren manidar bir cümle olduğunu öğrendim: “Hakikat, makam ve mevkiden bağımsızdır. Önemli olan doğruyu vakarı koruyarak zamanı ve yeri geldiğinde söylemektir.”

Paylaşımı yapan Elazığ Belediyesi önceki dönem Kadın Meclisi Başkanı Nazende Çilem Erdem.

“Vakarı olanın sözü zamana kalır.” Cümlesine takıldım.

Yunus’un anlatmak istediğinin dışında bir anlam mı içeriyor düşüncesiyle Nazende hanımın böyle bir paylaşıma neden gerek duyduğunu anlamak için metne yeniden bir göz attım.

Görev süresi dolduğu veya Belediye Başkanı tarafından görev değişikliği yapıldığı için kamuya bir duyuru niteliğinde bir paylaşımmış meğer.

Ancak dikkat çeken iki husus var; bu hususlardan biri iktibas edeceğim şu cümle içerisinde gizli: “Bu süreçte birlikte yol yürüdüğümüz, kıymetli ekip arkadaşlarıma, gönüllülerimize ve destek veren herkese teşekkür ediyorum. Ayrıca her zaman istişaresiyle ufkumuzu açan, tecrübesiyle rehberlik eden devlet büyüklerimize ve şehrimizin saygın kanaat önderlerine şükranlarımı sunuyorum.”

Cümle açık, mesaj gizli ve net…

Zira elindeki yetkiyi ve içerisinde bulunduğu konumu Belediye Başkanının tanıdığı sınırsız imkanlarla kullanan Belediye Kadın Meclisi Başkanının öncelikli teşekkür edeceği yegane kişi Sayın Belediye Başkanı olmalıydı.

Ancak yapılan teşekkür sunumlarında bırakın kendisine her türlü imkanı sunarak her alanı kullanımına özgürce açan Belediye Başkanına direkt teşekkür etmeyi ima yollu bile bir şükran ifadesi yok.

“İstişareyle ufuk açan devlet büyükleri” de apayrı bir soru; bu devlet büyükleri kim ya da kimler?

Sayın Cumhurbaşkanı mı, Sayın Vali mi, Sayın Garnizon Komutanı mı; kim ya da kimler…

İşte buradan anlıyoruz ki görevden alınma söz konusu.

Dikkat çeken ikinci husus ise Yunus Emre alıntısıyla verilen mesajda: Vakarı olanın sözü zamana kalır.

Paylaşım bütünüyle ele alındığında ortaya; “zamanı geldiğinde konuşacağımız şeyler var.” anlamı çıkıyor.

Bir görev verildiği zaman görevi verenden daha iyisi yok, her türlü iltifata layık.

Görev değişikliği yapıldığında ise aynı kişi tu kaka ilan edilebiliyor.

Doğrusu merak ettim zamanı geldiğinde ne konuşulacak?

Meclis Başkanlığı seçimlerinin yönetmeliklere uyulma neticesinde yapılıp yapılmadığı mı?

Genel ve Yerel seçimlerde belediye imkanlarının Kadın Meclisi Başkanının AK Parti veya AK Partili Belediye Başkan Adayının lehine kullandırıldığı mı?

Ya da bilmediğimiz ne tür uygun olmayan faaliyetler yapmak zorunda bırakıldığı mı konuşulacak?

Dedim ya merak ediyorum: sahi bu Belediye Kadın Meclis Başkanlıkları nasıl oluyor, faaliyetlerinde hangi bütçeler kullanılıyor?

Yapılan seçimler, önceki dönem Kent Konseyi Seçimleri gibi mi yapılıyor yoksa gerçekten yönetmelik usul ve esaslarına göre mi?

Bu ve benzeri sorular cevap bekleyedursun gelelim ana mevzuya: görevlendirme ve görevden azil durumlarında neden böyle oluyor?

Bu ve bunun gibi yaşanmışlıkların tefsirini müteaddit defalar Belediye Başkanı Sayın Şerifoğulları’nın tespit cümleleriyle tecrübe ettiğimiz çoktur.

Sayın Şerifoğulları idmanlı olduğu bu konularla alakalı özetle şu tespitte bulunur; “Bu da benim şansım; demek ki ekmeğimin tuzu yok.”

Ekmeğinin tuzunun olmayışından mı, insanların seciye yoksunluğundan kaynaklı mı bilmiyoruz ama Sayın Şerifoğulları bunu hep yaşıyor.

İşe aldığı adamlardan yaşıyor, makam mevki sahibi ettiği insanlarda yaşıyor.

Siyasette birlikte yol yürüdüğü insanlarda yaşıyor, siyasette önünü açtığı kişilerde yaşıyor.

Velhasıl yaşıyor da yaşıyor garibim.

En son AK Parti teşkilatlarında yaşadı bunu.

Kendisine en yakın bildiği kişi ya da kişiler kar yağdığı günlerde gösterilen gayretleri, bile göre Şahin Başkan sınıfta kaldı diyerek kendi partisinde yerden yere vurdu da bir kişiden başka savunan kimse olmadı kendisini.

Dedim ya, insanoğlu; çiğ süt emmiş.

Çözüm: bir an önce kurumsallaşmaya geçme ve adama göre görev değil işe göre adam görevlendirmeye geçmede.


© Günışığı Gazetesi