DEVLET ADAMLIĞI BİLGİDEN UZAKLAŞIRSA NE OLUR?
Bir devleti ayakta tutan sadece ordusu, hazinesi veya kanunları değildir. Devleti ayakta tutan asıl güç; adalet, liyakat ve bilgidir. Bilginin yerini sloganın, liyakatin yerini sadakatin, hakikatin yerini propaganda dilinin aldığı toplumlarda, devletin kurumları zamanla zayıflamaya başlar. Çünkü yanlış bilgi üzerine alınan her karar, yeni yanlışların temelini oluşturur. Bugün kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Devlet adamlığı neden bilgiden uzaklaştı?
Bir makama oturmak, o makamın gerektirdiği bilgiye de sahip olunduğu anlamına gelmez. Makam yetki verir; bilgi ise güven kazandırır. Devlet yönetiminde en tehlikeli cehalet, bilmediğini biliyor görüntüsünü vermektir. Konuşmadan, araştırmayan, açıklama yapmadan önce uzmanlara danışmayan, tarihî olayları yeterince incelemeden kesin hükümler veren yöneticiler; farkında olmadan hem kendilerini hem de temsil ettikleri makamı yıpratırlar. Çünkü devlet adına söylenen her söz, sıradan bir sohbet değildir. O söz, millet adına kurulmuş olur.
Toplumların ortak hafızası vardır. Arşivler vardır, resmî kayıtlar vardır, canlı tanıklar vardır. Dolayısıyla geçmişe ilişkin yapılacak her değerlendirme, kişisel kanaatlere değil; belgelere, verilere ve tarihî gerçeklere dayanmalıdır. Gerçekler, siyasi ihtiyaçlara göre değişmez. Hakikat, iktidara göre şekil almaz. Tarih de alkışa göre yazılmaz.
Bugün bir siyasetçi konuşur, yarın o konuşma unutulabilir. Fakat devlet adına söylenen........
