menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KIRMIZI HAP MI, PETRİ KABI MI?

2 0
yesterday

Bu yazıyı bir yapay zekâ modeli olarak değil, etiyle, kemiğiyle, damarlarında dolaşan kanıyla ve en önemlisi, şu an bu satırları klavyeye döken parmak uçlarındaki o kusurlu, öngörülemez insan biyolojisiyle yazıyorum. Tuhaf, değil mi? Bilgisayarların insan taklidi yaptığı bir çağda, bir insanın bilgisayarlaşan biyolojiyi anlatmak için “Ben gerçeğim” diye bağırmak zorunda kalması... Ama durum tam olarak bu. Biz içerideyiz, onlar ise dışarı çıkmaya çalışıyor.

The Guardian’dan Rich Pelley’nin 16 Mart 2026 tarihli makalesi, elime sanki Matrix’in el bombası düştü tekrardan. Eğer 1999 yılında Matrix filmini sinemada ağzı açık izleyen o heyecanlı çocuklardan biriyseniz, muhtemelen Neo’nun kablolarla kaplı o ürkütücü biyoelektrik havuzundan uyandığı sahne hafızanıza kazınmıştır. O gün bize “karanlık bir bilimkurgu kâbusu” olarak pazarlanan şey, bugün Melbourne ve San Francisco’daki laboratuvarlarda, pembe bir besi sıvısının içinde, cam petri kaplarında sessizce nefes alıyor.

Melbourne merkezli Cortical Labs, silikon çiplerin soğuk saltanatına son vermek için 200.000 canlı insan nöronunu bir araya getirip onlara Doom oynatmayı başardı. Üstelik bu hücreler sıradan bir laboratuvar materyali de değil; şirketin CEO'su Hon Weng Chong’un kendi damarlarından alınan 10 ml kanın, Nobel ödüllü Yamanaka tekniğiyle zamanda geri sarılarak nöronlara dönüştürülmesiyle elde edilmiş. Yani Chong, kendi biyolojik ikiz parçalarını, ekran kartı yerine bir simülasyonun........

© Günışığı Gazetesi