menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BATI’NIN İRAN YANILGISI: SOKAKLAR DEVRİM GETİRMEZ

6 5
05.02.2026

İran’da Mahsa Amini’nin ölümünün ardından başlayan protestolar, Batı medyasında bir kez daha “tarihi bir dönüm noktası” olarak sunuldu. Gençler öfkeli, kadınlar sokakta, sanatçılar muhalifti. Manşetler tanıdıktı. Asıl soru ise her zamanki gibi sorulmadı: Sonra ne oldu?

Batı’nın İran’a bakarken düştüğü temel hata tam da burada başlıyor: İnsanları politik özne sanmak.

Oysa İran rejimi, Kuzey Kore tarzı bir “tek adam deliliği” değildir. Son derece rasyonel, katmanlı ve elit dengelerine dayalı bir sistemdir. Devrim Muhafızları, dinî vakıflar (bonyadlar), yargı, petrol gelirleri, ithalat tekelleri… Her biri ayrı bir güç odağıdır ve rejim şu basit ilkeye dayanır:

Halk yönetilmez. Elitler yönetilir. Halk sadece idare edilir.

Batılı liberal anlatı şuna inanmak ister: “Yeterince insan sokağa çıkarsa, rejim çöker.” Bu bir politik analiz değil, duygusal bir temennidir. İran’da sokaklar defalarca doldu: 2009’da, 2017’de, 2019’da, 2022’de. Sonuç değişmedi. Çünkü rejimin kaderi sokakta değil; kasada ve silah deposunda belirlenir.

Devrim Muhafızları aç değil.

Yargı aç değil.

Petrolü kontrol edenler aç değil.

Dinî elitler aç değil.

Ve en önemlisi: Bu gruplar rejim yıkılırsa her şeylerini kaybedeceklerini biliyor. Bu yüzden ideolojiye değil, çıplak çıkarlarına........

© Günışığı Gazetesi